| | |
|:-:|:-:|
|duâlarını almak, âhiretin saâdetine medâr olduğunu ve onlara bakanların da, ileride kendi evlâdlarından aynı vaziyeti göreceğini ve bakmadıkları cihetle, neticede azâb-ı uhrevî olduğu gibi, dünyaca da çok felâketlere ma'rûz kaldıkları ve kalacakları vukûât ile sâbit olduğunu ve akrabası olmazsa bile, yine onlara bakmak İslâmiyetin iktizasından olduğunu gayet kat'î isbât eder.| |
|YİRMİBEŞİNCİ DEVÂ:
Bütün hastalıkların gayet nâfi' ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu; tevbe ve istiğfar ve namaz ve ubûdiyet ile, o tiryâk-ı kudsî olan îmân ve îmândan gelen ilâcın istimâl edilmesi lâzım olduğunu; ehl-i gafletin zevâl ve firâk darbeleriyle yaralanan manevî büyük dünyalarını tedâvisi, kudsî bir tiryâk olan îmânın şifâ vermesiyle yaralardan kurtulacaklarını; ve o îmân ilâcının te'siri ise, ferâizi yapmak ile olduğunu; ve sefâhet ve hevesât-ı nefsâniye ve lehviyât-ı gayr-ı meşrûa, o tiryâkın te'sirini men'ettiğini göze gösterip, gayet kat'î bir sûrette izâh ve isbât eder.
Hâfız Mustafa (R.H.)|[231](/lem’alar/yirmibeşinci-lem’a/1381/4/214/232#2312)|
|YİRMİALTINCI LEM'A
﴿ كٓهٰيٰعٓصٓ ❀ ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّا ❀ اِذْ نَادٰي رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِيًّا ❀ قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّ۪ى وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِيًّا ﴾
Yirmialtıncı lem'a, Yirmialtı Ricâdır.|[233](/lem’alar/yirmialtıncı-lem’a/1409/4/233/279#2332)|
|BİRİNCİ RİCÂ:
Herşeyin aslı, nuru, ziyâsı, menba'ı, mâdeni, çeşmesi îmân olduğunu, herşeyden evvel o kudsî, münezzeh, muallâ nuru kazanmaya çalışmak lâzım geldiğini beyân eden, kıymetli îcâzlı bir ricâdır.|[233](/lem’alar/yirmialtıncı-lem’a/1409/4/233/279#2332)|
|İKİNCİ RİCÂ:
Hakikatte sabî hükmünde olan ihtiyarlar, ihtiyarlıkta Hàlık-ı Rahîme îmân ve intisab ve itâatle, sabîler gibi Rahmânürrahîm isimlerinin mazharı olacağını tebşîr eden nur-efşân bir hakikattir.|[234](/lem’alar/yirmialtıncı-lem’a/1409/4/233/279#2342)|
