İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 417 / 456
417

| | |

|:-:|:-:|

|Hàlık-ı Zülcelâl’in bir cilve-i Rabbâniyesi olan kuvvetini müstakil bir kadîr telâkki ederek, manevî kanunlarını birer maddî madde tasavvur etmekle beraber, o kanunların ellerine icâd vererek “tabiat” nâmını taktıklarından, bütün gördükleri şu hàrikulâde mevcûdâtı tabiata isnâd edip, vahşîlerin en vahşîsi olduklarını ilân ederler.
İşte, taksim-i aklî ile, mevcûdun vücûd bulması için dört yoldan başka yol olmadığından; bu yollar hadsiz ve hesabsız muhâlleri icâb eden dokuz muhâl ile kapatılarak, bilbedâhe ve bizzarûre, dördüncü yol olan Vahdet yolu kat'î bir sûrette sâbit olur. Ve herbir mevcûdun vücûdu, doğrudan doğruya Zât-ı Vâcibü'l-Vücûdun dest-i kudretinden çıktığını ve semâvât ve arz, kabza-i kudretinde olduğunu gösterir. Esbâb-perest ve tabiata sapanların gittikleri ve göremedikleri yollarının içyüzünü gösterdikten sonra, onları insafa dâvet eden ve mesleklerini terk ettiren gayet izâhlı ve çok şirin ve gayet latîf bir beyândan sonra, sorulan iki şübheli suâlin birincisine, “redd-i müdâhale ve men'-i iştirâk” kanunlarının muktezâsıyla; ikincisine de, Hàlık-ı Zülcelâl bütün bütün hikmetine zıt olan netice-i hilkati ve semere-i kâinâtı abesiyete çeviren ve hikmet-i Rubûbiyetini inkâr ettirecek bir tarz olan mahlûkatın ibâdetlerini ve bilhassa insanın şükür ve ubûdiyetini başkalara vermeye rızâ göstermediği gibi, müsâade dahi etmediğini izâh eden gayet güzel cevablarla mukàbele edilmiştir.
Hâtimesinde, tabiat fikr-i küfrîsini terk eden ve îmâna gelen zâtın, merak-âver üç suâlinden:
Birincisi: “Tenbelliklerinden dolayı namazı terk edenlerin Cehennem gibi bir azâb ile tehdid edilmelerinin sebebi nedir?”
İkincisi: “Gözle görülen bu nihâyet derecede mebzûliyet ve icâd-ı eşyadaki intizamlı sûret, hem Vahdet yolundaki nihâyet derecede kolaylık ve sühûlet, hem nass-ı Kur'ân’la,
﴿ مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ  ﴾
﴿ وَمَٓا اَمْرُ السَّاعَةِ اِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ اَوْ هُوَ اَقْرَبُ  ﴾
gibi âyetlerin nihâyet derecede gösterdikleri kolaylığın sırrı ve hikmeti nedir?”||

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.