| | |
|:-:|:-:|
|YİRMİÜÇÜNCÜ LEM'A:
Otuzbirinci Mektûbun Yirmiüçüncü Lem'ası olan “Tabiat Risalesi”dir. Tabiattan gelen fikr-i küfrîyi dirilmeyecek bir sûrette öldüren; ve küfrün temel taşını zîr ü zeber eden; ve çok çirkin ve müstekreh ve gayr-ı ma'kul mudill efkârı, insaflı kafilelerden tard edip çıkaran; ve saâdet-i ebediyenin o hakikatli yollarını pek ehemmiyetli, çok şirin ve gayet zevkli bir sûrette açarak delilleriyle, bürhânlarıyla isbât eden; ve müellifine ebedî rahmet okunmasına vesile olan, àlî, gayet kıymetdâr bir risaledir. Bu risale,
﴾ قَالَتْ رُسُلُهُمْ اَفِي اللّٰهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ ﴿ âyet-i kerîmesinin bir tefsir-i vâzıhı olup, “Cenâb-ı Hak hakkında şek olamaz ve olmamalı” demekle, vücûd ve vahdâniyet-i İlâhiyeyi bedâhet derecesinde gösterir. Şu sırrı izâhtan evvel, bir ihtar ile, bin üçyüz otuzsekiz senesinde ordu-yu İslâmın Yunan’a galebesinden neş'e alan ehl-i îmânın kuvvetli efkârı içine gayet müdhiş bir zındıka fikri girmek üzere iken, o zındıka mefkûresinin başını dağıtmak gayesiyle Ankara’da Arapça olarak tab' edilmiş olan bu risalenin, sonra aynen Türkçeye tercüme edildiğini hatırlatır.|[182](/lem’alar/yirmiüçüncü-lem’a/1352/4/182/202#1822)|
|MUKADDİME:
İnsanların ağzından çıkan ve dinsizliği işmâm eden ve ehl-i îmânın bilmeyerek istimâl ettikleri kelimelerin en mühimlerinden üç tanesini beyân eder.
Birinci Kelime: “Evcedethü'l-esbâb” yani, “Esbâb-ı âlem icâd ediyor.”
İkinci kelime: “Teşekkele Binefsihî” yani, “Kendi kendine oluyor.”
Üçüncü Kelime: “İktezathu't-tabiat” yani, “Tabiat iktiza edip yapıyor.”
Bu üç dehşetli kelimelerin, lâakal doksan muhâlâtı tazammun eden üçer muhâlden dokuz muhâl ile, açtıkları üç yolu tamamen kapayarak, dördüncü yol olan “tarîk-ı Vahdâniyet ile bilcümle mevcûdât, bir Kadîr-i Zülcelâl’in kudretiyle vücûd bulduğunu, hakîki ve letâfetli temsîlleriyle isbât eder.|[183](/lem’alar/yirmiüçüncü-lem’a/1352/4/182/202#1832)|
