İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 410 / 456
410

| | |

|:-:|:-:|

|BİRİNCİ DÜSTUR: “Doğrudan doğruya rızâ-yı İlâhîyi maksad yapmalısınız” der.
İKİNCİ DÜSTUR: “Rekabetsiz, tahakkümsüz, gıbtasız, atâletsiz, hakîki bir tesânüd ile, fa'âliyetlerini umumî maksada tevcîh ederek çalışan bir fabrikanın çarkları gibi olmalısınız” der. Ve “Saâdet-i ebediyeyi netice veren ve Ümmet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) dünya ve âhirette sâhil-i selâmete çıkaran bir sefîne-i Rabbâniyede hizmet ettirildiğiniz için, ihlâsa, ittifaka, tesânüde samîmiyetle sarılmalısınız” diye emreder.
ÜÇÜNCÜ DÜSTUR: Hem birkaç misâl ile ihlâsın bir sırr-ı mühimmini izâh eder; hem İmâm-ı Ali (R.A.) ve Şah-ı Geylânî (R.A.) gibi kudsî, hàrika kahramanların, Nur talebelerinin başlarında üstad ve arkalarında yardımcı olarak, her vakit hazır olduklarının vechini beyân eder.
DÖRDÜNCÜ DÜSTUR: Kardeşler arasında “tefânî” sırrını, yani, “kardeş kardeşte fânî olmak” esâsını ikame eder.
Ve ihlâsı kuvvetlendiren bir vâsıtanın “râbıta-i mevt” olduğunu ve zedeleyen sebeblerin “riyâ” ve “tûl-i emel” gibi merdud hasletler olduğunu bildirir.
İhlâsı kazanmanın ikinci sebebi, dâima huzur-u İlâhîde olduğunu düşünmektir. Bu sûretle, hem riyâdan kurtulma çaresini, hem kazanılan ihlâsta çok merâtib olduğunu beyân eder.
Daha sonra, ihlâsı kıran sebeblerden, üç mâniden birincisinin, maddî menfaatler olduğunu; ve a'mâl-i uhreviyedeki teşrîk-i mesâîde muazzam menfaat olduğunu; hem bu uhrevî kazanç, dünyevî şerîklerin kazançları gibi olmayıp tecezzî ve inkısam etmeden, noksansız olarak, fazl-ı İlâhî ile, terâküm eden sevâb yekûnlarının bir misli, iştirâk eden ferdlerin herbirinin defter-i a'mâline aynen gireceğini beyân ederek, rekabet ve ihlâssızlıkla bu ticâretin kaçırılmamasını tavsiye eder. Mâniin ikincisi, ihlâsı kıran ve en mühim bir maraz-ı rûhî olup şirk-i hafîye yol açan “teveccüh-ü âmme”den şiddetle kaçmayı ve bu gibi marazlara ehemmiyet verilmemesini ehemmiyetle emreder. Üçüncü mânide de, “korku ve tama'” yüzünden gelecek zararlar ile ihlâsın kırılacağını bahsederek, bu hususta Hücumât-ı Sittede izâhat-ı kâfiye verildiğinden, | |

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.