| | |
|:-:|:-:|
|bürûdet karşısında mukâvemetsiz, nihâyetsiz zaîf ve küçük oldukları hâlde muhâfaza edip, haşr-i baharîde, başka bir âlemden gelmişler gibi, evâmir-i tekvîniyeye imtisal ile gelmeleriyle, emânet-i kübrâ hamelesi ve arzın halifesi ve kâinâtın meyvesi olan insanların ef'âl ve âsâr ve akvâlleri ve hasenât ve seyyiâtları muhâfaza edilip, haşrin sabahında meydân-ı muhâsebeye getirileceğini kat'î isbât edip, haşri bazı sebebler neticesi baîd gören insanlara, bilmüşâhede nümûnesini gösterir. Hâfız Ali| |
|ONSEKİZİNCİ LEM'A:
İleride başka bir mecmuada neşredileceğinden, buraya derc edilmedi.|[141](/lem’alar/onsekizinci-lem’a/1315/4/141/141#1412)|
|ONDOKUZUNCU LEM'A:
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾ ﴿ كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا ﴾
âyet-i kerîmesini Yedi Nükte ile tefsir eden iktisadı emredip, isrâf ve tebzîrden nehyeden ve bilhassa bu asırdaki beşere gayet mühim bir ders-i hikmet veren, kıymetdâr ve çok mübârek bir risaledir.|[142](/lem’alar/ondokuzuncu-lem’a/1316/4/142/151#1422)|
|BİRİNCİ NÜKTE:
Cenâb-ı Hak, beşere ihsân ettiği bilcümle ni'metlerin mukâbilinde, beşerden ancak bir “şükür” istediğini; iktisad, hem ni'metlere karşı bir ihtiram, hem Cenâb-ı Hakk’a karşı bir şükr-ü manevî, hem ni'metin bereketlenmesine bir vesile olduğunu; isrâf ise, Mün'im-i Hakîkinin ni'metlerine bir hürmetsizlik ve bir tahkîr olmakla, vahîm neticeleri bulunduğunu beyân eder.|[142](/lem’alar/ondokuzuncu-lem’a/1316/4/142/151#1422)|
|İKİNCİ NÜKTE:
Vücûd-u beşer bir saray, mide bir efendi, ağızdaki kuvve-i zâika bir kapıcı, et'imenin verdiği lezzetler birer bahşiş olduğunu göstererek; vücûdun idaresi iktisad ile te'min edildiğini, isrâf ise muvâzenesizliği ve hastalıkları tevlîd ettiğini beyân eder.|[142](/lem’alar/ondokuzuncu-lem’a/1316/4/142/151#1422)|
|ÜÇÜNCÜ NÜKTE:
Kuvve-i zâika, maddî cesede inhisar etmekten ziyâde, akla, rûha ve kalbe baktığından; isrâf etmemek, zillet ve sefâlete |[143](/lem’alar/ondokuzuncu-lem’a/1316/4/142/151#1432)|
