| | |
|:-:|:-:|
|﴾ اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ﴿ un bir düsturunu,
﴾ فَسُبْحَانَ الَّذ۪ى بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿ un bir nüktesini tefsir edip, kâinâtta zerreden şemse kadar herşey bir vazife ile mükellef olup, bütün sa'y ve hareketleri kanun-u kader ile cereyan ettiğini ve Cenâb-ı Hak, kemâl-i kereminden, hizmet içinde mükâfât olarak bir lezzet dercettiğini isbât ve izâh ile, mevcûdâtın en mükemmeli ve zîhayatın reisi ve arzın halifesi olan insan, tenbellik edip gaflete düşerse, cemâdâttan daha câmid, sinekten, çekirgeden daha kansız olacağını îkaz ve inzar ile, insanları vazife-i fıtriyelerine sevk edip Ulûhiyet-i Mutlakayı isbât eder.| |
|DOKUZUNCU NOTA:
Cenâb-ı Hak, kemâl-i keremiyle, en büyük şeyi en küçük şeyde derc ettiği cihetle, kâinâttaki hayır ve kemâlâtı, şecere-i kâinâtın meyvesi ve çekirdeği olan nev'-i insanın hakikatini taşıyan nebîlerde gösterdiğini; ve nebîlere intisab eden, hayır ve kemâlâta, nura ve sürûra çıkacağı gibi, ubûdiyet cihetiyle de, bir zerre gibi küçük bir mahlûk olan insanın, fihristiyet ve o intisab cihetiyle, ağzından çıkan Allâhuekber sadâsı, küre-i arzın büyük bir Allâhuekber’i hükmüne geçtiğini, hakkalyakìn bir beyân ile, hakkın saâdetini, îmânın hüsn-ü kemâlini bilbedâhe izhâr edip dalâlet, şer, hasâret, dinin muhâlifinde olduğunu kat'î isbât eder.|[129](/lem’alar/onyedinci-lem’a/1288/4/115/141#1292)|
|ONUNCU NOTA:
Cenâb-ı Hakk’ın nur-u mârifetine yetişmek ve bakmak; ve âyât ve şâhidlerin âyinelerinde berâhin ve delillerin emârelerini görmek üç çeşit olup, bir kısmı su gibi, ikinci kısmı hava gibi, üçüncü kısmı nur gibi olup, takarrübün ta'rifini ve bu'diyetin vartalarını beyân eder.|[130](/lem’alar/onyedinci-lem’a/1288/4/115/141#1302)|
|ONBİRİNCİ NOTA:
Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın ifâdesindeki şefkat ve merhametin hikmetini, hem üslûb-u Kur'âniyedeki cezâlet ve selâsetteki fıtrîliği gösterir.|[131](/lem’alar/onyedinci-lem’a/1288/4/115/141#1312)|
|ONİKİNCİ NOTA:
مُوتُوا قَبْلَ اَنْ تَمُوتُوا kavl-i şerîfine imtisalen, كُلُّ آتٍ قَرِيبٌ |[132](/lem’alar/onyedinci-lem’a/1288/4/115/141#1322)|
