İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 386 / 456
386

evliyâlar ve ukùl-ü münevvere erbâbı olan asfiyâlar, bütün Suhuf ve Kütüb-ü Mukaddesede, Senin çok tekrar ile ettiğin va'dlerine ve tehdidlerine istinâden ve Senin kudret ve rahmet ve inâyet ve hikmet ve celâl ve cemâlin gibi kudsî sıfatlarına ve şe'nlerine ve izzet-i celâline ve saltanat-ı rubûbiyetine i'timâden ve keşfiyât ve müşâhedât ve ilmelyakìn i'tikàdlarıyla, saâdet-i ebediyeyi cin ve inse müjdeliyorlar ve ehl-i dalâlet için Cehennem bulunduğunu haber verip ilân ediyorlar ve îmân edip şehâdet ediyorlar.

Ey Kadîr-i Hakîm! Ey Rahmân-ı Rahîm! Ey Sâdıku'l-va'di'l-Kerîm!

Ey izzet ve azamet ve celâl sâhibi Kahhâr-ı Zülcelâl!

Bu kadar sâdık dostlarını ve bu kadar va'dlerini ve bu kadar sıfât ve şuûnâtını tekzîb edip, saltanat-ı rubûbiyetinin kat'î mukteziyâtını ve sevdiğin ve onlar dahi seni tasdik ve itâatle kendilerini sana sevdiren hadsiz makbûl ibâdının hadsiz duâlarını ve da'vâlarını reddederek, küfür ve isyan ile ve Seni va'dinde tekzîb etmekle Senin azamet-i kibriyâna dokunan ve izzet-i celâline dokunduran ve Ulûhiyetinin haysiyetine ilişen ve şefkat-i rubûbiyetini müteessir eden ehl-i dalâlet ve ehl-i küfrü, haşrin inkârında tasdik etmekten yüzbin derece mukaddessin ve hadsiz derece münezzeh ve àlîsin! Böyle nihâyetsiz bir zulümden, bir çirkinlikten Senin nihâyetsiz adâletini ve cemâlini ve rahmetini takdis ediyorum. ﴾ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَب۪يرًا ﴿ âyetini, vücûdumun bütün zerrâtı adedince söylemek istiyorum. Belki senin o sâdık elçilerin ve doğru dellâl-ı saltanatının hakkalyakìn, aynelyakìn, ilmelyakìn sûretinde Senin uhrevî rahmet hazinelerine ve âlem-i bekàda ihsânatının definelerine ve dâr-ı saâdette tamamıyla zuhûr eden güzel isimlerinin hàrika güzel cilvelerine şehâdet, işâret, beşâret ederler. Ve bütün hakikatlerin merci'i ve güneşi ve hâmîsi olan Hak isminin en büyük bir şuâı, bu hakikat-i ekber-i haşriye olduğunu –îmân ederek– Senin ibâdına ders veriyorlar.

Ey Rabbü'l-enbiyâ ve's-sıddıkîn!

Bütün onlar Senin mülkünde, Senin emrin ve kudretin ile, Senin irâde ve tedbirin ile, Senin ilmin ve hikmetin ile musahhar ve muvazzaftırlar. Takdis, tekbir, tahmîd, tehlil ile küre-i arzı bir zikirhâne-i a'zam, bu kâinâtı bir mescid-i ekber hükmünde göstermişler.

Yâ Rabbî ve yâ Rabbe's-semâvâti ve'l-arâdîn! Yâ Hàlıkî ve yâ Hàlık-ı Külli Şey! Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkatı bütün keyfiyâtıyla teshìr eden kudretinin ve irâdetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlûbumu

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.