birkaç dakikalık zaman-ı Mi'râc, bu hakikatin vücûdunu isbât eder ve bilfiil vukû'unu gösteriyor. Mi'râcın birkaç saat müddeti, binler seneler hükmünde vüs'ati ve ihâtası ve uzunluğu vardır. Çünkü O, Mi'râc yoluyla bekà âlemine girdi. Bekà âleminin birkaç dakikası, şu dünyanın binler senesini tazammun etmiştir.
Hem şu hakikate bina edilen beyne'l-evliyâ kesretle vukû' bulmuş olan “bast-ı zaman” hâdiseleridir. Bazı evliyâ bir dakikada bir günlük işi görmüş, bazıları bir saatte bir sene vazifesini yapmış, bazıları bir dakikada bir hatme-i Kur'âniyeyi okumuş olduklarını rivâyet edip ihbar ediyorlar. Böyle ehl-i hak ve sıdk, bilerek kizbe elbette tenezzül etmezler. Hem o derece hadsiz ve kesretli bir tevâtürle “bast-ı zaman” (Hâşiye) [^1] hakikatini aynen müşâhede ettikleri medâr-ı şübhe olamaz.
[^1]: (Hâşiye) ﴾ قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍ ﴿ âyetiyle, ﴾ وَلَبِثُوا فِى كَهْفِهِمْ ثَلاَثَ مِائَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا ﴿ âyeti "tayy-ı zaman"ı gösterdiği gibi, ﴾ وَاِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَاَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ﴿ âyeti de "bast-ı zaman"ı gösterir.
Şu bast-ı zaman, herkesçe musaddak bir nev'i rüyada görünüyor. Bazen bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, geçirdiği ahvâli, konuştuğu sözleri, gördüğü lezzetleri veya çektiği elemleri görmek için yakaza âleminde bir gün, belki günler lâzımdır.
Elhâsıl: İnsan çendan fânîdir, fakat bekà için halk edilmiş ve bâkî bir Zâtın âyinesi olarak yaratılmış ve bâkî meyveleri verecek işleri görmekle tavzif edilmiş ve bâkî bir Zâtın bâkî esmâsının cilvelerine ve nakışlarına medâr olacak bir sûret verilmiştir. Öyle ise, böyle bir insanın hakîki vazifesi ve saâdeti, bütün cihâzâtı ve bütün isti'dâdâtıyla o Bâkî-i Sermedînin dâire-i marziyâtında esmâsına yapışıp, ebed yolunda o Bâkîye müteveccih olup gitmektir. Lisânı يَا بَاقِي أَنْتَ الْبَاقِي dediği gibi, kalbi, rûhu, aklı, bütün letâifi,
هُوَ الْبَاقِي هُوَ الْاَزَلِىُّ الْاَبَدِىُّ هُوَ الْسَّرْمَدِىُّ هُوَ الدَّائِمُ هُوَ الْمَطْلُوبُ هُوَ الْمَحْبُوبُ هُوَ الْمَقْصُودُ هُوَ الْمَعْبُودُ
demeli.
﴿ سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَاعَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ ﴾
﴿ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَا ﴾
