İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 415 / 456
415

| | |

|:-:|:-:|

|“Kendi kendine teşekkül ediyor” denilse, o vakit herbir mevcûdun herbir zerresine, bir Eflâtun’a bedel binler Eflâtun kadar ilim ve şuûr vermek gibi hurâfecilik ve divâneliğin en büyüklerinin ortasına düştüğünü beyân edip isbât eder.
İkincisi: Herbir mevcûd, bilhassa ferd-i insan, birbiri içinde yerleştirilmiş binler kubbeli bir saray ve herbir kubbesi binler zerrâtın baş başa vermesiyle teşekkül etmiş acîb nakışlı garîb bir san'at-ı hàrika olduğu hâlde, “Bu masnûât bir Sâni'-i Vâhidin eser-i san'atı değildir; kendi kendine teşekkül ediyor” denilse, hadsiz ve hudud altına alınmayan zerrât-ı vücûdiye adedince muhâller ortaya çıkar ki, bu mefkûre sâhiblerini cehlin en müntehâsında oturtarak, echeliyetle techil eder.
Üçüncü Muhâl: Sâni'-i Zülcelâl’in icâdı olan herbir masnû', Kalem-i Kader-i Ezelînin bir mektûbu olmazsa, “Esbâb-ı âlem icâd ediyor” denilse; o vakit o esbâb, evvelâ o masnû'un bedenindeki hücrelerden tut, binler mürekkebât adedince tabiat kalıpları, demir kalemleri ve harfleri; ve hattâ bu demir harfleri ve kalemleri ve kalıpları dökmek için birçok fabrikalar; ve bu fabrikaların inşâsı için, kezâ fabrikaların vücûdu lâzım gelir. Ve hâkezâ, bu teselsül gittikçe gidecek... Bu nâmütenâhî muhâlâtı intac eden bu fikri kabûl edenler, bu hakikatten yedikleri silleden ayılıp, bu fikirlerinden vazgeçmelidirler, der.| |

|ÜÇÜNCÜ KELİME:
“İktezathu't-tabiat” yani, “Tabiat iktiza ediyor.” Bu idlâl edici mudill fikrin pek çok muhâlâtından üç muhâlinin:
Birincisi şudur ki: Şems-i Ezelînin kalem-i kader ve kudreti olan alîmâne, basîrâne, hakîmâne san'atı icâd o Zât-ı Zülcelâl'e verilmezse, hem kör, hem sağır, hem akılsız, hem düşüncesiz bir tabiata verilse; o tabiat, bu masnûâtı yapmak için, ya herşeyde hadsiz manevî makine ve matbaaları bulunduracak veyâhut herşeyde kâinâtı halk edip idare edecek bir kudret ve hikmeti dercedecektir. Bu ise, herbir mevcûdda hadsiz bir kudret ve irâde ve nihâyetsiz bir ilim ve hikmet taşıyacak bir tabiatı veya bir kuvveti ve âdeta bir ilâhı, içinde kabûl etmek lâzım gelir ki; bu ise, kâinâttaki muhâlâtın en bâtılı|[188](/lem’alar/yirmiüçüncü-lem’a/1352/4/182/202#1882)|

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.