| | |
|:-:|:-:|
|ÜÇÜNCÜ LEM'A
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴾
âyetinin mühim iki hakikatini, يَا بَاقِي أَنْتَ الْبَاقِي ❀ يَا بَاقِي أَنْتَ الْبَاقِي olan meşhûr iki cümlenin ifâde ettikleri iki hakikat-i mühimme ile tefsir ediyor. Bekà için halk edilen ve bekàya âşık olan rûh-u insanî, Bâkî-i Zülcelâl'e karşı münâsebet-i hakîkiyesini bilse, fânî ömrünü bâkî bir ömre tebdil eder. Sâniyeleri seneler hükmüne geçtiğini ve Bâkî-i Zülcelâl’i tanımayan rûh-u insanın seneleri sâniyeler hükmünde olduğunu beyân edip isbât eden kıymetdâr bir risaledir. Fenâyı fenâ gören ve bekàyı merak edenler, bu risaleyi merakla okumalı.|[15](/lem’alar/üçüncü-lem’a/1153/4/15/19#152)|
|DÖRDÜNCÜ LEM'A
Minhâcü's-Sünne nâmında gayet mühim bir risaledir. Ehl-i Şîa ve Ehl-i Sünnet mâbeyninde en mühim bir mes'ele-i ihtilâfiye olan mes'ele-i imâmeti gayet vâzıh ve kat'î bir sûrette hâl ve fasleder.
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُفٌ رَح۪يمٌ ❀ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَٓااِلٰهَاِلَّاهُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ ﴾
﴿ قُلْ لَٓا اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ ف۪ي الْقُرْبٰى ﴾
âyât-ı azîmenin çok hakàik-ı azîmesinden iki büyük hakikatini Dört Nükte ile tefsir ediyor. Bu risale, Ehl-i Sünnet ve Cemâate, hem Alevîlere, gayet kıymetdâr ve menfaatdârdır. Hakikaten Minhâcü's-Sünne’dir; Sünnet-i Seniyenin yolunu, o mes'elede tam beyân eder.|[20](/lem’alar/dördüncü-lem’a/1157/4/20/27#202)|
