İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 343 / 456
343

Hem kâinâtın mâhiyetleri içinde Zât-ı Hayy-ı Kayyûmun vücûb-u vücûduna ve Vahdetine ve Ehadiyetine şehâdet eden bürhânların en parlağı, en kat'îsi ve en mükemmeli.

Hem masnûât-ı İlâhiye içinde en hafîsi ve en zâhiri, en kıymetdârı ve en ucuzu, en nezîhi ve en parlak ve en mânidâr bir nakş-ı san'at-ı Rabbâniyedir.

Hem sâir mevcûdâtı kendine hàdim ettiren, nâzenîn, nâzdâr, nâzik bir cilve-i Rahmet-i Rahmâniyedir.

Hem Şuûnât-ı İlâhiyenin gayet câmi' bir âyinesidir.

Hem Rahmân, Rezzâk, Rahîm, Kerîm, Hakîm gibi çok Esmâ-i Hüsnânın cilvelerini câmi' ve rızık, hikmet, inâyet, rahmet gibi çok hakikatleri kendine tâbi eden; ve görmek ve işitmek ve hissetmek gibi umum duyguların menşe'i, mâdeni bir acûbe-i hilkat-i Rabbâniyedir.

Hem hayat, bu kâinâtın tezgâh-ı a'zamında öyle bir istihâle makinesidir ki, mütemâdiyen, her tarafta tasfiye yapıyor, temizlendiriyor, terakkî veriyor, nurlandırıyor. Ve zerrât kafilelerine güyâ hayatın yuvası olan cesedi o zerrelere, vazife görmek, nurlanmak, ta'limât yapmak için bir misâfirhâne, bir mekteb, bir kışladır. Âdeta Zât-ı Hayy ve Muhyî, bu makine-i hayat vâsıtasıyla, bu karanlıklı ve fânî ve süflî olan âlem-i dünyayı latîfleştiriyor, ışıklandırıyor, bir nev'i bekà veriyor, bâkî bir âleme gitmeye hazırlattırıyor.

Hem hayatın iki yüzü, yani mülk, melekût vecihleri parlaktır, kirsizdir, noksansızdır, ulvîdir. Onun için, perdesiz, vâsıtasız, doğrudan doğruya dest-i kudret-i Rabbâniyeden çıktığını âşikâre göstermek için, sâir eşya gibi zâhirî esbâbı, hayattaki tasarrufât-ı Kudrete perde edilmemiş bir müstesnâ mahlûktur.

Hem hayatın hakikati, altı erkân-ı îmâniyeye bakıp, ma'nen ve remzen isbât eder. Yani, hem Vâcibü'l-Vücûdun vücûb-u vücûdunu ve hayat-ı sermediyesini.. hem dâr-ı âhireti ve hayat-ı bâkiyesini.. hem vücûd-u melâike.. hem sâir erkân-ı îmâniyeye pek kuvvetli bakıp iktiza eden bir hakikat-i nurâniyedir.

Hem hayat, bütün kâinâttan süzülmüş en sâfî bir hülâsası olduğu gibi, kâinâttaki en mühim bir maksad-ı İlâhî ve hilkat-i âlemin en mühim neticesi olan şükür ve ibâdet ve hamd ve muhabbeti netice veren bir sırr-ı a'zamdır.

İşte, hayatın bu mezkûr yirmi dokuz ehemmiyetli ve kıymetdâr hàssalarını ve ulvî ve umumî vazifelerini nazara al. Sonra bak, Muhyî isminin arkasında, ism-i Hayyın azametini gör. Ve hayatın bu azametli hàssaları ve meyveleri noktasından, ism-i Hayy, nasıl bir ism-i a'zam olduğunu bil.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.