İşte, âhir-i Feth’in mezkûr üç âyeti, on vücûh-u i'câzından yalnız ihbar-ı gaybî vechinin çok vücûhundan yalnız yedi vechini bahsettik. Cüz'-ü ihtiyarî ve kadere dair Yirmialtıncı Sözün âhirinde, şu âhirki âyetin hurûfâtının vaziyetindeki mühim bir lem'a-i i'câza işâret edilmiştir. Bu âhirki âyet, cümleleriyle Sahâbeye baktığı gibi, kayıtlarıyla dahi yine Sahâbenin ahvâline bakıyor. Ve elfâzıyla Sahâbenin evsâfını ifâde ettikleri gibi, hurûfâtıyla ve o âyetteki hurûfâtın tekerrür-ü adediyle yine Ashâb-ı Bedir, Uhud, Huneyn, Suffa, Rıdvân gibi tabakàt-ı meşhûre-i Sahâbede bulunan zâtlara işâret ettikleri gibi, ilm-i cifrin bir nev'i ve bir anahtarı olan tevâfuk cihetiyle ve ebced hesabıyla daha çok esrârı ifâde ediyor.
﴿ سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَاعَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ ﴾
