İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 289 / 456
289

Bu Lem'anın başında İmâm-ı Ali (R.A.) Risale-i Nur’a işâret ettiğinden, bir kardeşimiz heyecanlı bir iştiyakla Risale-i Nur’a “Elmas, Cevher, Nur” ismini takıp tekrar ederek yazmıştı. Bu Lem'anın âhirinde derci münâsib görüldü.

Takvâ dâiresinde bulunan talebe deli de olsa, acaba Risale-i Nur’un ve kıymetli elmasın nurundan ayrılabilir mi? Öyle tahmin ederim ki, Risale-i Nur’un, bu âciz talebeniz kadar kerâmetini, faziletini, lezzetini yiyen, tatlı meyvesinden koparan nâdirdir. Hem bu kadar âcizliğimle beraber, Risale-i Nur’a hizmet edemediğim hâlde göstermiş olduğunuz teveccühe medyûn-u şükrânım. Binâenaleyh, Risale-i Nur’dan bendeniz değil, hiçbir talebeniz o mübârek elmastan ve lezzetten ayrılamaz.

Affınıza mağrûren, Risale-i Nur’un bu defaki taharriyâtında iki kerâmeti meydâna aynen çıkmıştır. Hapishâne içerisinde polis, jandarma ve gardiyanlar müdhiş arama yaparken, o esnâda hiç kimse görmeden yedi-sekiz yaşında, hemşiremin mahdûmu, mekteb çantasının içerisine Risale-i Nur’un nüshalarını koyarak alıp gitmiştir. Arama, bendenizin odasında idi. Çocuk odaya geldi; odada telâş görünce, odanın bir tarafında ayrıca duran Risale-i Nurları çantasına koydu ve içerideki memurların hiçbirisi farkına varmadı, çocuğa da bir şey demediler. Fedâkâr çocuk doğruca vâlidesine gidiyor, “Dayımın dâima bize okuduğu Risale-i Nurları getirdim. Bunları alacaklarmış. Ben onların haberi olmadan, onlar başka mektûb, kitab karıştırırlarken aldım, çantama koydum. Bunları iyice bir yere koyunuz, muhâfaza ediniz. Ben bunların okunmasını çok seviyorum. Dayım bize bunları okuyordu. O okurken ben başka bir hâlet kesb ediyordum” diye vâlidesine söylüyor ve mektebine avdet ediyor. Bu sâyede Elmas, Cevher, Nurlar ele geçmemiş oluyor.

Bu kerâmet değil de nedir? Kur'ânî bir mu'cize değildir de nedir? Acaba bu fazilet, acaba bu lezzet, acaba bu Elmas, Cevher hangi te'lifâtta vardır ki, bu Elmas, Cevher, Nurlar şimdiye kadar hangi zâtın ağzından dökülmüştür? Ben de, hapis değil, bu Elmas, Cevher, Nurlar için, her ân, her dakika, her fedâkârlığı memnuniyetle kabûl ederim. Benden sonra bu Elmas, Cevher, Nurlar yoluna evlâdım Emin de bütün hayatını sarf etmeye hazırdır.

İşte bu Elmas, Cevher, Nur’un ikinci kerâmetini isbât ile, üç yaşından sekiz yaşına kadar akrabalarım ve evlâdım, bu Elmas, Cevher, Nurlar için fedâkârâne ve bu yolda hayatlarını hiç düşünmeden fedâ edeceklerini

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.