İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 237 / 456
237

tâ hayatımın aşağı tabakalarına nazar gezdirdim. Gördüm ki; o aşağıda, herbir dalında, herbir senenin zarfında sevdiklerimden ve alâkadarlarımdan ve tanıştıklarımdan hadsiz cenazeler var. Ve o firâk ve iftiraktan gelen gayet rikkatli bir manevî teessürât içinde Fuzûlî-i Bağdadî gibi, müfârakat eden dostları düşünerek enîn edip;

“Vaslını yâd eyledikçe ağlarım,

Tâ nefes var ise kuru cismimde feryâd eylerim”

diyerek bir tesellî, bir nur, bir ricâ kapısını aradım. Birden, Âhiret’e îmân nuru imdâda yetişti. Hiç sönmez bir nur, hiç kırılmaz bir ricâ verdi.

Evet, ey benim gibi ihtiyar kardeşler ve ihtiyare hemşireler! Mâdem Âhiret var ve mâdem bâkîdir ve mâdem dünyadan daha güzeldir ve mâdem bizi yaratan zât hem Hakîm, hem Rahîm’dir... İhtiyarlıktan şekvâ ve teessüf etmemeliyiz... Bil'akis ihtiyarlık, îmân ile ibâdet içinde sinn-i kemâle gelip, vazife-i hayattan terhis ve âlem-i rahmete istirahat için gitmeye bir alâmet olduğu cihetle ondan memnun olmalıyız.

Evet, nass-ı hadîs ile; nev'-i beşerin en mümtâz şahsiyetleri olan yüzyirmidört bin enbiyânın icmâ ve tevâtür ile; kısmen şühûda ve kısmen hakkalyakìne istinâden, müttefikan Âhiret’in vücûdundan ve insanların oraya sevkedileceğinden ve bu kâinâtın Hàlık’ının kat'î va'dettiği Âhiret’i getireceğinden haber verdikleri gibi; onların verdikleri haberi keşif ve şühûd ile ilmelyakìn sûretinde tasdik eden yüzyirmidört milyon evliyânın o Âhiret’in vücûduna şehâdetleriyle ve bu kâinâtın Sâni'-i Hakîm’inin bütün esmâsı bu dünyada gösterdikleri cilveleriyle, bir âlem-i bekàyı bilbedâhe iktiza ettiklerinden, yine Âhiret’in vücûduna delâletiyle; ve her sene baharda rû-yi zeminde ayakta duran had ve hesaba gelmez ölmüş ağaçların cenazelerini Emr-i “kün feyekûn” ile ihyâ edip “Ba'sü Ba'de'l-Mevt”e mazhar eden...

Ve haşir ve neşrin yüzbinler nümûnesi olarak nebâtât tâifelerinden ve hayvanat milletlerinden üçyüz bin nev'ileri haşir ve neşreden hadsiz bir Kudret-i Ezeliye ve hesabsız ve isrâfsız bir hikmet-i Ebediye ve rızka muhtaç bütün zîrûhları kemâl-i şefkatle gayet hàrika bir tarzda iâşe ettiren...

Ve her baharda az bir zamanda had ve hesaba gelmez envâ'-ı zînet ve mehâsini gösteren bir rahmet-i bâkiye ve bir inâyet-i dâimenin bilbedâhe Âhiret’in vücûdunu istilzam ile; ve şu kâinâtın en mükemmel meyvesi ve Hàlık-ı Kâinâtın en sevdiği masnû'u ve kâinâtın mevcûdâtıyla en ziyâde alâkadar olan insandaki şedîd, sarsılmaz, dâimî olan aşk-ı bekà ve şevk-i ebediyet ve âmâl-i sermediyet bilbedâhe işâret ve delâletiyle, bu âlem-i fânîden sonra bir âlem-i bâkî ve bir dâr-ı Âhiret ve

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.