İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 251 / 267
251

Ve Ankara Dâru'l-Fünûnunda Nura ehemmiyetli hizmet eden ve Kastamonu’da mekteb gençlerinden en evvel Nurlara giren ve Ankara’daki Abdurrahman’ın oğlu Vahdet’i himâye ve muhâfazaya çalışan Araçlı Abdullâh’ın mektûbunda tam îmânlı ve dindarâne ve müjdekârâne yazması ve orada okuyucuların çok olmasıyla ellerindeki risalenin kâfî olmadığına ve Konyalı arkadaşı Mehmed ile beraber gençler içerisinde Nur neşretmeleri;

Ve Aydın tarafında inşâallâh bir Ahmed Feyzi hükmünde Nurlarla gayet alâkadar Ali Akdağ’ın güzel ve samîmî mektûbundaki duâları ve tavsifleri ve Nurun te'sirlerini hissetmesi gibi fıkraların meâlleri, bizi ve Nur dâiresini tamamıyla mesrûr ettiği gibi, bu bayramda da büyük bir manevî hediye olarak kabûl ediyoruz. Cenâb-ı Hak, onların umumundan râzı olsun. Hususî ve ayrı ayrı mektûb yazamadığımdan gücenmesinler.

Husrev’in lâyiha-i temyize ait mektûbunu hiç ilişmeden kabûl ettiğim için, sizdeki aynı sûretini mahkeme-i temyize gönderebilirsiniz. Mâdem sizde bir sûreti vardır, bu mektûbu göndermeden “Lâhika”ya da geçsin. Şimdi gelen mektûbda Gençlik Rehberi’nin fiatını siz benden daha iyi bilirsiniz. Bir veya bir buçuk banknottan aşağı olmasın. Husrev’in kalemi Dördüncü Söz’e başlamasına bin Bârekallâh deriz. Allah muvaffak eylesin, âmîn!

Safranbolu kahramanı berber Hıfzı; Hüsnü, Yılmaz iki masûm Nurcu mahdumlarıyla ve İnebolu kahramanlarından Ali Osman ve iki Nurcu mahdumlarının bayram tebriklerine mukâbil selâm, hem muvaffakıyetlerine duâ ederiz. ∗∗∗

► (210) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşim Re'fet Bey!

Evvelâ: Bazı bize temâs eden cüz'î hâdiseler münâsebetiyle bir hakikati beyân etmek şiddetle rûhuma ihtar edildi. Şöyle ki:

Risale-i Nur hiçbir şeye âlet olamadığını ve rızâ-yı İlâhiyeden başka hiçbir maksada vesile olamadığını ve doğrudan doğruya herşeyden evvel îmân hakikatlerini ders vermek ve bîçâre zaîflerin ve şübheye düşenlerin îmânlarını kurtarmak olduğunu elbette sizin gibi nurun hàs şâkirdleri biliyorlar.

Sâniyen: Risale-i Nurun bu kadar muârızlarına mukâbil en büyük kuvveti ihlâs olduğundan ve dünyanın hiçbir şeyine âlet olmadığı gibi, tarafgirlik hissiyatına bina edilen cereyanlara, hususan siyasete temâs eden cereyanlarla alâkadar olmaz. Çünkü tarafgirlik damarı, ihlâsı kırar, hakikati değiştirir. Hattâ benim otuz seneden beri siyaseti terkettiğime sebeb, bir mübârek âlimin takib ettiği cereyanın tarafgirlik damarı ile sâlih

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.