İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 68 / 267
68

► (040) ◄

Azîz, Sıddık, çok Mübârek, çok Fa'âl, çok Hàlis, çok Kıymetdâr Kardeşim Husrev!

Senin bayramın ikinci gününde elime geçen mektûbun bir güvercin haber veriyor gibi geldiği aynı günde beni çok müteessir eden hâdise-i taarruziyeden neş'et eden elemlerime, kederlerime bir merhem, bir ilâç hükmüne geçti; bu mânâyı hâtıra getirdi: “Sana ihanet eden ehemmiyetsiz adamlara karşı, Gül ve Nur fabrikasının kahramanlarının hàrikulâde hürmet ve ihtiramları varken böyle bir-iki vicdânsızın hakaretine değil, milyonlarca düşmanların ihanetlerine karşı gelebilir ve hükümden iskàt edebilir” diye kalbime geldi. Fakat kendi şahsıma baktım ki; kurumuş, çürümüş, vazifesi bitmiş bir hurma çekirdeği hükmünde iken, Risale-i Nur bahçesinde bir derece o çekirdekten tezâhür eden meyvedâr, muhteşem koca bir ağaç nazarıyla baktığınızı gördüm. Sizin fevkalâde hüsn-ü zannınız o ağaçtan ileri geldiğini ve çekirdeğin de bir cihette, bir nev'i vesile olduğu cihetinde hüsn-ü zanna mazhar olmuş gördüm.

O mektûbun birinci sahifesi güzeldir; ben de iştirâk ediyorum. İkinci sahifede birkaç yerde kalem karıştırdım, ta'dil ettim. Ezcümle: Hazret-i Hasan Radıyallahu Anh’ın altı aylık hilâfeti ile beraber Risale-i Nurun Cevşenü'l-Kebîr’den ve Celcelûtiye’den aldığı bir kuvvet ve feyizle vazife-i hilâfetin en ehemmiyetlisi olan neşr-i hakàik-ı îmâniye noktasında Hazret-i Hasan Radıyallahu Anh’ın kısacık müddetini uzun bir zamana çevirerek tam beşinci halife nazarıyla bakabiliriz. Çünkü; adâlet-i hakîkiye ile bu asırda insanları mes'ûd edebilir bir isti'datta bulunan, Risale-i Nurdur ve onun şahs-ı manevîsi, Hazret-i Hasan Radıyallahu Anh’ın bir muâvini, bir mütemmimi, bir manevî veledi hükmündedir diye senin mektûbunu ta'dil ettim. Buna kıyâsen, sana vekâleten bir-iki yerde kalem karıştırdım. Fakat aynı günde mahkeme, kitaplarım içinde bana teslîm ettikleri mektûblar, müsveddeleri ve onların üstünde yeşil kalemle işâretlerine göre çok ehemmiyet verdikleri o müsveddeler içinde bu size yazdığım noksan bir parçayı gördüm, fesübhânallâh dedim. Mektûbuna benimle cevab ver diye mânâsını aldım. Belki bu parça “Lâhika”ya girmiş, ben de size aynını yazıyorum.

Parça budur:

“Benim çok kusurlu şahsıma hüsn-ü zan ile verdiğiniz makamlar cihetinde değil; belki vazifeye, hizmete bakıp o noktada bakmalısınız. Perde açılsa, benim baştan aşağıya kadar kusurât ile âlûde mâhiyetim, benden kaçmağa bir vesile olur. Sizi kardeşliğimden kaçırmamak, pişman etmemek için, şahsiyetime karşı haddimin pek fevkınde tasavvur ettiğiniz

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.