İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 152 / 267
152

► (107) ◄ Bu Fıkra Bir Derece Mahremdir Yalnız Hàslara Mahsûstur

BU FIKRA BİR DERECE MAHREMDİR

YALNIZ HÀSLARA MAHSÛSTUR

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Çok defa hâtırıma geliyordu ki: “Neden herkesten ziyâde medreseden çıkanlar Risale-i Nura sarılmaları lâzım iken, en ziyâde çekinen, onlardan resmî vazifeyi alanlardır?”

Şimdi birden hâtıra gelen cevabın bir az kısmını beyân etmek lâzım geldi.

Evvelâ: Gizli münâfıklar aleyhimizde büyük makamlarda olanların bir kısmını istimâl ederek resmî bir tarzda şiddetli propaganda etmelerinden, bütün resmî memurlar ürkmeye ve çekinmeye mecbur olmuşlar. Onlar içinde dahi enâniyetli ve evhâmlı ve bid'aları kabûl eden hocalar, daha ziyâde çekinmeye başlamışlar, kendilerine bir özür, bir bahâne aramışlar.

Risale-i Nurdan İşârât-ı Seb'a’nın bid'acılara şiddetli tokadı ve Sekizinci ve Onsekizinci Lem'a’da İmâm-ı Ali’nin (R.A.) Ercüze’de, ulemâü's-sû' hakkında dehşetli tokadı.. ve bid'alara bir derece ve bir cihette müsâid olan Vehhâbîlik Mezhebini perde altında kabûl edenler, Yirmisekizinci Mektûb’un, Vehhâbîler hakkındaki mes'elenin tokadı.. ve Kur'ân tercümesini yapan ve Kur'ân yerinde tercümesinin okunmasına cevâz gösterenlere Risale-i Nurun şiddetli tokatları.. ve derd-i maîşet zarûreti ve mevki-i ictimâîde haysiyetini düşünmeleri sebebiyle hocalar, hattâ İstanbul’un eskide dost hocaları, kaçmağa; ve az bir kısmı, tenkide çalışmaya; hattâ, Âl-i Beyt ve İmâm-ı Ali’ye adâvetleri bulunan müfrit Vehhâbîlik hesabına Risale-i Nurun Âl-i Beyt ve İmâm-ı Ali’nin bir manevî hediyesi ve eseri olmasından, i'tirâz etmeye başlamışlar. Fakat biz, İstanbul âlimlerinden kızmıyoruz, belki bir cihette memnunuz... Çünkü, başkalara nisbeten ilişmiyorlar.

Hem merhum Fetvâ Emini Ali Rıza ve merhum Ahmed Şirani ve merhum Şevket Efendi ve merhum Mehmed Âkif gibi insaflı, Risale-i Nuru fevkalâde takdir ve tahsin eden o muhterem ve merhum zâtların hatırı için biz, İstanbul hocalarına dostuz, onlardan gücenmeyiz. İnşâallâh, bir zaman Yirminci Lem'a-i İhlâs, kendini onlara okutturacak, o eski dostları da yeni dostlar yapacak.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.