şübhesiz ki Risale-i Nurun, ileride kahraman şâkirdlerin şahs-ı manevîsinin hàrika bir kuvveti ve Risale-i Nurun parlak bir kerâmetidir.
Râbian: Kardeşimiz Yakub Cemâl’in Denizli Şâkirdleri nâmına Ramazan ve Leyle-i Kadir tebrikine karşı bin bârekallâh ve nefsine karşı mücâdelesi Veffakakellâh ve İngiliz Devletinin pâyitahtında hatîbleri kürsülerinde “Artık İngiltere’nin İslâmiyeti kabûl etmesi lâzımdır” diyerek bağırdıklarını ve beşeriyetin bütün hakîki ihtiyacâtını câmi' olan Furkàn-ı Hakîmin âyetlerini birer birer okuyup tefsir ve beyân ettiklerini en son gazetede arkadaşların okuduklarını işitiyoruz diye o kardeşimizin bu havadisine bin Elhamdülillâh deriz. Evet o devletin hem dünyası, hem saltanatı, hem saâdeti onunla kurtulabilir.
Mübârekler pehlivanı ve Nurun büyük Abdurrahman’ı büyük rûhlu Küçük Ali’nin Lemeât’taki muvaffakıyetine binler Bârekallâh ve masûm mahdumu Nur Mehmed’in hâfızlığına bin Mâşâallâh, Veffakakellâh deriz. Fakat Lem'alar Mecmuası’nda Sirâcü'n-Nur’a ve Sikke-i Gaybiye ve Tılsımlar’a giren parçalar mükerrer olmamak için tensibinize havâle ediyoruz. Umumunuza binler selâm...
∗∗∗
► (190) ◄
Hem benim şahsım hakkında desin ki: Kat'iyyen bizce tahakkuk etti ki; bu adam, altı-yedi ay şiddetli hasta olduğu hâlde, kendi cismine nazar etmemek ve ehemmiyet vermemek için gayet sevdiği doktorlara kat'iyyen ne müracaat etti ve ne de ilâçlarını aldı.
Hem dünyaya bakmamak ve hem de hizmet-i îmâniyede ihlâsına zarar gelmemek için on sene zarfında –mahkemece isbât edilmiş ki– Harb-i Umumiye bakmamış, merak etmemiş. Yine siyasete ve dünyaya bir meyil uyanmamak için, yirmibeş sene bir gazeteyi dinlemedi ve okumamış, bütün kardeşlerine ve talebelerine de karışmayınız diye tavsiye etmiş.
Hem maîşetçe yalnız ve ihtiyar olduğu hâlde, evhâm yüzünden kendisine yapılan sıkıntılara tahammül edip dünyaya bakmamış ve yirmi senedir istirahati için hükûmete müracaat etmemiş, zarûrî bir hizmet olmadıkça kimseyi kabûl etmiyor ve hiç kimsenin yardım ve ihsânını kabûl etmiyor. Ve diyor ki:
Ben, bu millet ve bu vatana en büyük, en elzem hizmet bildiğim îmânlarına kuvvet vermek için Kur'ân-ı Hakîmin bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesi olarak bazı hakàik-ı îmâniyeyi dertlerime devâ bulduğum gibi, derhâl kaleme aldım, iki sene üç mahkeme ve Ankara ehl-i vukûfunun tedkikinden sonra, bu millet ve vatana hiçbir zararı olmadığına dair ittifakan
