► (099) ◄
Muhterem din kardeşim!
Kırk gündür yatakta sizinle meşgulüm. Hayâl ve mesmû'uma nazaran, huzurunuzun muhtel olduğuna zâhibim اَلْمُؤْمِنُ بَلَوِىٌّ Tahminen on gün kadar evvelsi, sokaklarda “Hàlis Afyon tereyağım var!” diyen birisini pencereden yanıma çağırıp biraz yağ aldım. Maksadım, sizi sormaktı. Afyon’dan Emirdağı kazasına sürüldüğünüzü, ahâlinin sizinle görüşmesinin yasak olduğunu duyunca çok müteessir oldum.
Muhterem din kardeşim! Bu mektûbu size yazan, otuzbir sene evvelsi sizinle Erzurum’un Esad Paşa Medresesinde Umumî Harbde Kafkas’ın karlı dağlarında ve yirmidört sene evvel de meb'ûsluğum hengâmında Van Vâlisi Haydar Bey dostunuzla Millet Meclisi salonunda görüşen Erzurum’un esbak meb'ûslarından Yeşil oğlu Mehmed Sâlih’tir.
Mehmed Sâlih (R.H.) ∗∗∗
► (100) ◄
Yeşil Sâlih’e yazılan mektûbdur:
Azîz Kardeşim Hasan Efendi! Sen benim tarafımdan kıymetli kardeşimiz Sâlih Efendiye yaz ki, ben ölünceye kadar onun bu insaniyetini unutmayacağım ve ona çok minnetdârım ve çok selâm ve duâ ederim. Fakat ben her sıkıntıya karşı tahammüle karar vermişim. Hem ben iyiliği o reislerden beklemiyorum.
Said Nursî ∗∗∗
► (101) ◄
Bana gönderdiğiniz Asâ-yı Mûsa’dan bir nüsha; cildsiz –yalnız sarı kağıt cild olmuş– Husrev’in yazısına bir parça benzer, fakat üstünde Mustafa ismi var. O kimdir? Hangi Mustafa’dır? Hem nüshanın üstünde “onüç yaşında Hatice, Ahmed’in kızı” yazılmış. Bu Ahmed, hangi Ahmed’dir? Hem ona, hem kızına bin Bârekallâh. Bu yaşta bu koca kitabı hem dikkatli, tevâfuklu, hem güzel sıhhatli yazmak, masûmların tâifesinin bir kahramanlığıdır. Kim görüyor, mâşâallâh der. Buradaki mekteb görmüş hanımlarda bir şevk uyandıracak.
Nazîf kardeşimizin mektûbu ehemmiyetlidir. Hakikaten Amerika’da, siyasete âlet değil; belki dini, din için müteassıbâne iltizam edenler çok vardı. İnşâallâh Asâ-yı Mûsa’yı alan, o dindarlardandır.
