etmiş. Hattâ bu on sene zarfında yüz defadan ziyâde resmen ‘Ne ile yaşıyor?’ diye mahallî hükûmetlerden sormuşlar.
Sonra en zaîf bir damar-ı insanî olan ‘şân ü şeref ve rütbe’ noktasında bana çok elîm bir tarzda o zaîf damarımı tutmak için emredilmiş. İhanetler, tahkîrlerle, damara dokunduracak işkencelerle dahi hiçbir şeye muvaffak olamadılar. Ve kat'iyyen anladılar ki, onların perestiş ettiği dünya şân ü şerefini bir riyâkârlık ve zararlı bir hodfürûşluk biliyoruz, onların fevkalâde ehemmiyet verdikleri hubb-u câh ve şân ü şeref-i dünyeviyeye beş para ehemmiyet vermiyoruz, belki onları bu cihette divâne biliyoruz.
Sonra bizim hizmetimiz itibariyle bizde zaîf damar sayılan, fakat hakikat noktasında herkesin makbûlü ve her şahıs onu kazanmağa müştâk olan “manevî makam sâhibi olmak ve velâyet mertebelerinde terakkî etmek” ve o ni'met-i İlâhiyeyi kendinde bilmektir ki, insanlara menfaatten başka hiçbir zararı yok. Fakat böyle benlik ve enâniyet ve menfaat-perestlik ve nefsini kurtarmak hissi galebe çaldığı bir zamanda, elbette sırr-ı ihlâsa ve hiçbir şeye âlet olmamağa bina edilen hizmet-i îmâniye ile şahsî makam-ı maneviyeyi aramamak iktiza ediyor; harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki, hakîki ihlâsın sırrı bozulmasın. İşte bunun içindir ki, herkesin aradığı keşf u kerâmâtı ve kemâlât-ı rûhiyeyi Nur hizmetinin haricinde aramadığımı zaîf damarlarımı tutmağa çalışanlar anladılar. Bu noktada dahi mağlûb oldular.”
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve gelecek Leyle-i Kadri herbir Nurcu hakkında seksen üç sene ibâdetle geçmiş bir ömür hükmüne geçmesini hakikat-i Leyle-i Kadri şefâatçi ederek Rahmet-i İlâhiyeden niyâz ediyoruz.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
► (189) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Bu aşr-ı âhir-i Ramazanda her gece, hususan tek gecelerde Leyle-i Kadrin bulunmak ihtimali kuvvetli olduğunu Hadîs-i Şerîf fermân ediyor. Onun için Nurcular o nur-u a'zamdan istifadeye çalışmak gerektir.
Sâniyen: Husrev ve Tahiri gibi vazifelerini tam yapan ve bin Husrev ve beşyüz Tahiri meydânda bırakan iki kardeşimizi ve onların sisteminde
