İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 178 / 267
178

ve Şükrü ve Sabri gibi ciddi genç Nurcular Nurlara sâhib olmaları, merhum biraderzâdem Abdurrahman ve Fuâd yeniden on tane olarak dünyaya gelip vazife-i Nuriyeye başlaması gibi beni hem sevindirdi, hem hastalığımı da hafifleştirdi.

Sâlisen: Zülfikàr’ın makine ile hitâma yaklaşması, Nurcular, belki bütün memleket için bir saâdettir. Bu saâdeti elden kaçırmamak için, ne kadar ihtiyatlı tedbirler varsa yaparsınız. Eğer farz-ı muhâl olarak, inşâallâh olmaz, Âyetü'l-Kübrâ’ya yapılan tecâvüz gibi bir arama olsa, bütün nüshalar tecâvüze ma'rûz kalmasın. Gerçi şimdi tecâvüz etmezler ve edemezler.. belki musâlahaya çalışıyorlar; fakat gizli zındıklar, kendilerini, istikbâlin lânetinden kurtarmak için, elbette bahâneler arıyorlar ve hüküm ellerinde bulunanları aldatıyorlar. Onun için, hıfz ve inâyet-i İlâhiyeye tam i'timâd ederek ihtiyat edilmeli. İnşâallâh Zülfikàr kendini tecâvüzden muhâfaza edecek ve mütecâvizlerin başını dağıtacak veya îmâna getirecek. ∗∗∗

► (145) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşim ve Bu Fânî Dünyada Hamiyetli ve Ciddi Bir Arkadaşım!

Evvelâ: Bütün dostlarım ve hemşehrilerimden en ziyâde zâtınız ve bazı Erzurumlu zâtlar, benim bu işkenceli ve mazlumiyet hâletimde şefkatkârâne ciddi alâkadarlığınıza ve imdâdıma fikren koşmanıza cidden çok minnetdârım; âhir ömrüme kadar unutmayacağım. Size bin Mâşâallâh ve Bârekallâh derim.

Sâniyen: Mesleğime ve Risale-i Nurdan aldığım dersime bütün bütün muhâlif olarak ve on seneden beri fânî dünyanın geçici, ehemmiyetsiz hâdiselerine bakmamak olan bir düstur-u hayatıma da münâfî olarak, sırf senin hâtırın ve merak ettiğin ve bu defaki uzun mektûbun için vaziyetime ve zâlimlerin işkencelerine ait birkaç maddeyi beyân edeceğim.

Birincisi: Otuz sene evvel Dâru'l-Hikmet âzâsı iken, bir gün, arkadaşımızdan ve Dâru'l-Hikmet âzâsından Seyyid Sa'deddin Paşa dedi ki:

“Kat'î bir vâsıta ile haber aldım; kökü ecnebîde ve kendisi burada bulunan bir zındıka komitesi, senin bir eserini okumuş. Demişler ki: ‘Bu eser sâhibi dünyada kalsa, biz mesleğimizi (yani zındıkayı, dinsizliği) bu millete kabûl ettiremeyeceğiz. Bunun vücûdunu kaldırmalıyız’ diye senin i'dâmına hükmetmişler. Kendini muhâfaza et.”

Ben de تَوَكَّلْتُ عَلٰى اللهِ ecel birdir, tağayyür etmez dedim.

İşte bu komite, otuz sene belki kırk seneden beri hem tevessü' etti, hem benimle mücâdelede herbir desîseyi istimâl etti. İki defa imha için

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.