İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 96 / 267
96

► (063) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Şimdiye kadar gizli münâfıklar, Risale-i Nura kanunla, adliye ile ve âsâyiş ve idare noktasından hükûmetin bazı erkânını iğfal edip tecâvüz ediyorlardı. Biz, müsbet hareket ettiğimiz için, mecburiyet olduğu zaman tedâfüî vaziyetinde idik. Şimdi plânları akîm kaldı. Bil'akis tecâvüzleri Risale-i Nurun dâiresini genişlettirdi. Bu defa yeni hurûfla Asâ-yı Mûsa’yı tab'etmek niyetimiz, ihtiyarımız olmadığı hâlde, tecâvüz vaziyeti Risale-i Nura veriliyor gibidir. Bu hâdisenin ehemmiyetli bir hikmeti şu olmak gerektir:

Risale-i Nur, bu mübârek vatanın manevî bir halâskârı olmak cihetiyle şimdi iki dehşetli manevî belâyı def'etmek için matbuât âlemi ile tezâhüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim.

O dehşetli belâdan birisi: Hıristiyan dinini mağlûb eden ve anarşiliği yetiştiren şimâlde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı, bu vatanı manevî istilâsına karşı Risalei'n-Nur, sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur'ânî vazifesini görebilir ve Âlem-i İslâmın bu mübârek vatanın ahâlisine karşı pek şiddetli i'tirâz ve ittihamlarını izâle etmek için matbuât lisânıyla konuşmak lâzım gelmiş diye kalbime ihtar edildi.

Ben dünyanın hâlini bilmiyorum. Fakat Avrupada istilâkârâne hükmeden ve edyân-ı semâviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı Risale-i Nur hakikatleri bir kale olduğu gibi, Âlem-i İslâmın ve Asya Kıt'asının hâl-i hâzırdaki i'tirâz ve ittihamını izâle ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iâde etmeğe vesile olan bir mu'cize-i Kur'âniyedir. Bu memleketin vatan-perver siyâsîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nuru tab'ederek resmî neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belâya karşı siper olsun.

Acaba bu yirmi sene zarfında îmân-ı tahkîkîyi pek kuvvetli bir sûrette bu vatanda neşreden Risale-i Nur olmasaydı, bu dehşetli asırda acîb inkılâb ve infilâklarda bu mübârek vatan, Kur'ânını, îmânını dehşetli sadmelerden tam muhâfaza edebilir miydi? Her ne ise... Risale-i Nura, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahânesiyle tecâvüz edilmez, daha kimseyi o bahâne ile inandıramazlar. Fakat cebheyi değiştirip, din perdesi altında bazı sâfdil hocaları veya bid'a tarafdârı veya enâniyetli sofî meşreblileri bazı kurnazlıklarla Risale-i Nura karşı –iki sene evvel İstanbul’da ve Denizli civarında olduğu gibi– istimâl etmek ve Risale-i Nura ve şâkirdlerine ayrı bir cebhede tecâvüz etmeğe münâfıklar çabalıyorlar. İnşâallâh muvaffak olamazlar. Risale-i Nur şâkirdleri, tam ihtiyatla beraber, bir taarruz olduğu vakitte münâkaşa etmesinler, aldırmasınlar. Aldanan ehl-i ilim ve

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.