mütâlaasında hüsn-ü niyet taşımayarak kendi kafalarına göre mânâ vermelerinden ileri geldiğini anladım. Ertesi gün, Mehmed Efendi kardeşimiz, Erzurum meb'ûsu Vehbi Paşa’yı görmüş. O zât dahi “Ben dâhiliye vekilini görüp bu hususta uzun uzadıya görüşeceğim. Üstad Hazretlerine hürmet ve selâmlarımı götürünüz” demiş. Bunun üzerine parti erkânıyla görüşmeyi İsmail Efendiye havâle ederek Ankara’dan ayrıldık.
Kusurlu, âciz talebeniz
Re'fet ∗∗∗
► (179) ◄
Bu şa'şaalı baharın (Hâşiye) [^21] çiçeklerini temâşâ etmek için araba ile bir-iki saat geziyorum. Hiç hayatımda görmediğim bir tarzda bütün çiçekli otlar, âdetin fevkınde bir tarzda büyümüş, çiçekler açmış, tebessümkârâne tesbihât edip, lisân-ı hâl ile Sâni'-i Zülcelâllerinin san'atını takdir edip alkışlıyorlar gibi hakkalyakìn hissettiğimden; hayat-ı dünyeviyeye müştâk hissiyatım ve gâfil ve tahammülsüz nefsim bu hâlden istifade ederek, dünyadan nefret; ve hastalıklı ve sıkıntılı hayattan usanmak ve berzaha gitmeğe ve oradaki yüzde doksan dostlarını görmeğe iştiyak cihetinde karar veren kalbime; ve fânîde, bâkî zevk arayan nefsime i'tirâz geldi.
[^21]:(Hâşiye) Bu senenin emsâlsiz bir rahmetli yağmuru ve ordunun başından şapkanın kısmen kalkması ve Kur'ân mekteblerinin resmen açılması ve Zülfikàr, Asâ-yı Mûsa'nın îmân kurtarmak için te'sirli bir sûrette intişar etmesi, bunun gibi çok rahmetli neticeleri vermesine delildir. Umum kardeşlerimize binler selâm ve duâ ediyoruz.
Birden hissiyata da damarlara da sirâyet eden îmân nuru o i'tirâza karşı gösterdi ki; mâdem toprak bu kadar cemâl ve rahmet ve hayat ve zînetlere maddî cihetinde mazhar olmasından hadsiz bir rahmetin perdesidir ve içine giren hiçbir şey başı boş kalmıyor.. elbette bütün bu zâhirî ve maddî zînetlerin ve güzelliklerin ve hüsün ve cemâl ve rahmet ve hayatın manevî merkezlerinin ve bir kısım tezgâhlarının fa'âl bir nev'i, toprak perdesinin altında ve arkasındadır; elbette bu himâyetli annemiz olan toprak altına girmek ve kucağına sığınmak ve o hakîki ve dâimî ve manevî çiçekleri seyretmek, daha ziyâde sevilir ve iştiyaka lâyıktır.. diye o kör hissiyatın ve dünya-perest nefsin i'tirâzını tamamıyla izâle ve def'etti. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاِيمَانِ مِنْ كُلِّ وَجْهٍ dünya-perest nefsime de dedirtti.
Said Nursî ∗∗∗
