bilinmediği için, o şahısların nass-ı kat'î ve delil-i kat'î bulunmadığı vakit, îmânla gitmesi ihtimali ve tevbe etmek ihtimali olduğundan, öyle hususî şahsa lânet edilmez. Belki لَعْنَةُ اللهِ عَلَى الظَّالِمِينَ وَالْمُنَافِقِينَ gibi umumî bir ünvân ile lânet câiz olabilir. Yoksa zararlı, lüzumsuzdur.” diye Sa'deddin-i Taftazanî’ye mukàbele etmişler.
Senin müdakkikàne ve âlimâne mektûbuna karşı uzun cevab yazmadığımın sebebi, hem ehemmiyetli hastalığım ve ehemmiyetli meşgalelerim içinde acele bu kadar yazabildim.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî ∗∗∗
► (153) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Cennetü'l-Firdevs’in meyveleri ve Medresetü'z-Zehrâ’nın hey'et-i fa'âlesinin sahâif-i amelleri ve defter-i haseneleri olan Zülfikàr ve arkadaşlarını, selâmetle cuma gecesi serçe kuşunun verdiği müjdeden iki saat sonra kemâl-i sürûrla aldık. Sizlere onların harfleri adedince بَارَكَ اللهُ وَفَّقَكُمُ اللهُ وَاَسْعَدَكُمُ اللهُ فِي الدَّارَيْنِ deyip rûh u canımızla sizi tebrik ettiğimiz gibi; bu memleketi de tebrik ederiz. Ve Zülfikàr’ın zuhûrunun mukaddimeleri başlaması ile din lehinde kuvvetli cereyanların ve aleyhindeki tecâvüzün durması ve bir kısmı rücû edip eski hatîâtın tamirine çalışması işâretiyle, şimdi bilfiil tezâhür ve neşrolması, inşâallâh memleket için İslâmiyet cihetinde büyük bir fâidesi olacak ve zulmetleri dağıtacak işâretini veriyor.
Evet, şimâlden gelen küfr-ü mutlak cereyanını durduracak, yalnız Risale-i Nurdur. Siyaset, diplomatlık, bu vazifeyi göremez. Onun için, vatan-perver ve milliyetçi ve siyasetçiler, Nurlara sarılmağa mecburiyet var. O Zülfikàr’ın zuhûra gelmesi için çalışanların şahs-ı manevîsinin, belki herbirisinin kıyâmetteki defter-i hasenâtına yediyüz sahifesiyle bir tek sahife-i hasenât olmasını Rahmet-i İlâhiyeden niyâz ediyoruz.
Mâdem o îmân hakikatleri yüksek bir ibâdet ve hasenedir ve onunla çokların îmânını kurtarmak binler hasene hükmündedir; onun zuhûruna çalışanların herbirisi onu okuyup ve dinleyip i'tikàd etmesiyle, aynen işlediği sâir hayratın defteri gibi bir uhrevî senedidir. Elbette onların ve şahs-ı manevîsinin âhirette defter-i hasenâtından yediyüz sahifesiyle bir tek sahife olarak Zülfikàr aynen neşrolmak ve bir sahifesi hükmüne geçmek hadsiz bir rahmetin şe'nidir.
Sâniyen: Gerçi Nurlar girdikleri her yerde galebe eder, fakat mütemerrid ve muannid zındıklar, maddiyûnlar, ellerinden geldiği kadar fütûhâtına
