Râbian: İşâret-i gaybiye ile, “altmışdörtte Risale-i Nur te'lifçe tamam olur” diye haber-i gaybiyeyi iki hâl tasdik ediyor:
Birincisi: Çok mühim noktalar hâtıra geldiği hâlde, risaleyi te'lif cihetine sevkedilmiyor.
İkincisi: Risale-i Nurun hıfz ve neşrine ve sahâbet ve himâyetine çalışmak için hayat isterdim. Fakat hadsiz şükür olsun ki, bir bîçâre ihtiyar Said yerinde çok genç Saidler o vazifeyi yapıyorlar. Hususan Husrevler, Feyziler, Ahmedler, Mehmedler biraderzâdem gibi çok Abdurrahmanlar ve hâkezâ... Hâfız Ali’yi kabrinde mesrûr, müferrah ettikleri gibi, inşâallâh kabrimde de öyle mesrûr edecekler.
Umum kardeşlerime, masûmlara, ümmîler, hemşireler gibi her tâifenin herbirisine birer birer selâm ve duâ ediyoruz. Çalışkanların da Risale-i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz-ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler. ∗∗∗
► (070) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Birkaç aydan beri aleyhime çevrilen desîseleri, meydâna çıktı. Hıfz-ı İlâhî ile o musîbet, yirmiden bire indi.
Hàlî zamanda câmiye gidiyordum. Haberim olmadan, talebeler beni üşütmemek için, mahfelde bir kulübecik yapmıştılar. Ben de dört-beş gündür kendi kendime karar verdim, daha gitmeyeceğim. O ma'lûm zâbit adam vâsıta olup kulübeciği kaldırdılar. Bana da resmen tebliğ ettiler ki: “Daha câmiye gitmeyeceksin.” Fakat mânâsız habbeyi kubbe yapıp bir heyecan verdiler. Hiç ehemmiyeti yok, hiç de merak etmeyiniz. Tahminimce, her tarafta haddimden pek fazla teveccüh-ü âmmeyi kırmak için, bana böyle bazı bahânelerle ihanet ediyorlar. Eski zamanımı düşünüp güyâ tahammül etmeyeceğim. Hâlbuki –Risale-i Nurun selâmet ve intişarına halel gelmemek şartıyla– her gün bin ihanet ve tâzibler de gelse, Allah’a şükrederim. Ben ehemmiyet vermediğim gibi, buradaki talebeler de hiç sarsılmıyorlar. Çoktan beri beklediğimiz bu hâdise de inâyet-i İlâhiye ile hafif geçti.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ediyoruz. ∗∗∗
