﴾ وَالْجِبَالَ اَوْتَادًا ﴿ gibi.. yalnız Yirminci Söz’ün Birinci Makamında üç-dört âyette şübheleri söylenmiş.
Hem o Mu'cizât-ı Kur'âniye Risalesi de gerçi gayet muhtasar, acele yazılmış ise de; fakat, ilm-i belâğat ve ulûm-u arabiye noktasında âlimlere hayret verecek derecede âlimâne ve derin ve kuvvetli bir tarzda beyân edilmiş. Gerçi her bahsini, her ehl-i dikkat tam anlamaz, istifade etmez; fakat o bahçede herkesin ehemmiyetli hissesi var. Pek acele ve müşevveş hâletler içinde te'lif edildiğinden, ifâde ve ibaresinde kusur var olması ile beraber ilim noktasında çok ehemmiyetli mes'elelerin hakikatini beyân etmiş. ∗∗∗
► (134) ◄
Mâdem Risale-i Nur, makine ile taammüm etmeye başlamış ve mâdem felsefe ve hikmet-i cedîdeyi okuyan mektebliler ve muallimler çoklukla Risale-i Nura yapışıyorlar; elbette bir hakikat beyân etmek lâzım geliyor. Şöyle ki:
Risale-i Nurun şiddetli tokat vurduğu ve hücum ettiği felsefe ise mutlak değildir. Belki muzır kısmınadır. Çünkü felsefenin hayat-ı ictimâiye-i beşeriyeye ve ahlâk ve kemâlât-ı insaniyeye ve san'atın terakkiyâtına hizmet eden felsefe ve hikmet kısmı ise, Kur'ân ile barışıktır. Belki Kur'ânın hikmetine hàdimdir, muâraza edemez. Bu kısma Risale-i Nur ilişmiyor.
İkinci kısım felsefe, dalâlete ve ilhâda ve tabiat bataklığına düşürmeye vesile olduğu gibi, sefâhet ve lehviyât ile gaflet ve dalâleti netice verdiğinden ve sihir gibi hàrikalarıyla, Kur'ânın mu'cizekâr hakikatleri ile muâraza ettiği için, Risale-i Nur ekser eczâlarında mîzanlarla ve kuvvetli ve bürhânlı muvâzenelerle felsefenin yoldan çıkmış bu kısmına ilişiyor, tokatlıyor, müstakîm menfaatdâr felsefeye ilişmiyor, onun için mektebliler Risale-i Nura i'tirâzsız çekinmeyerek giriyorlar ve girmelidirler. Fakat gizli münâfıklar nasıl ki bir kısım hocaları bütün bütün mânâsız ve haksız bir tarzda ehl-i medresenin ve hocaların hakîki malı olan Risale-i Nur aleyhinde istimâl ettikleri gibi bazı felsefecilerin enâniyet-i ilmiyelerini tahrîk edip, Nurlar aleyhinde istimâl etmek ihtimaline binâen bu hakikati Asâ-yı Mûsa ve Zülfikàr Mecmuaları’nın başında yazılsa münâsib olur.
Safranbolu Eflani Nahiyesi Mülâyim Köyünde mütekâid muallim bir kardeşimiz ve Nurun hàs şâkirdi, Nurların neşri ve tab'ı için âdeta sermâyesinin kısm-ı a'zamını teberru etmek istiyor, kabûlünü ricâ ediyor. Ben, bu hàlis ve hàs kardeşimizin fedâkârâne ve hàlisâne ricâsını reddedemiyorum ve dünya malları kaide-i şahsiyeme girmediği ve muâvenetleri kendime kabûl etmediğim için, bu işteki maslahatı da bilemiyorum. İki Isparta’nın kahramanlarına ve Husrev ve Tahiri ve arkadaşlarına ve Nazîf
