İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 184 / 267
184

► (149) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Evvelen: Garîb bir münâzara-i nefsiyemi, bana mahsûs iken, berây-ı ma'lûmât size yazmak hâtırıma geldi. Şöyle ki:

Başım üstündeki sizce ma'lûm levha nefsimi tam susturduğu hâlde; bu gece nefs-i emmârenin silâhını daha musırrâne istimâl eden kör hissiyatım, damarlarıma tam dokundurup, tesemmüm ve hastalıktan gelen ziyâde teessür ve hassâsiyet ve şeytandan gelen ilkaât ve fıtrî hubb-u hayattan gelen acîb bir hâletle, o ikinci nefs-i emmâre hükmünde olan kör hissiyat, benim vefât ihtimalinden şiddetli bir me'yûsiyet ve teellüm ve kuvvetli bir hırs ve zevk ve lezzetle kalb ve rûhuma tam ilişti.

“Ne için istirahat-i hayatına çalışmıyorsun.. belki reddediyorsun; ve gayet zevkli ve masûmâne lezzetli bir hayat ve bir ömür kendine Nur dâiresinde aramıyorsun ve ölmeğe karar verip râzı oluyorsun?” dedi ve dediler. Birden gayet kuvvetli iki hakikat, o ikinci nefs-i emmâreyi şeytanla beraber susturdu.

Birincisi: Mâdem Risale-i Nurun vazife-i kudsiye-i îmâniyesi benim ölümümle daha ziyâde hàlisâne inkişaf edecek ve hiçbir cihetle dünya işlerine ve benlik ve enâniyete vesilelikle ittiham edilmeyecek ve rekabeti tahrîk eden hayat-ı şahsiyemi bulmadığı için daha mükemmel ve ihlâs ile o vazife devam edecek; hem ben dünyada kaldıkça gerçi bir derece yardımım olabilir, fakat âdi şahsiyetimin ehemmiyetli rakìbleri, münekkidleri, o şahsiyeti ittiham edebilir ve Risale-i Nura ihlâssızlıkla ilişebilir ve bir derece çekinir, çekindirir; hem bir derece bekçilik yapan bir şahsiyetin yatmasıyla, o dâire-i nurâniyedeki bütün ehl-i gayret müteyakkız davranır. Bir nöbetdar yerine, binler bekçi çıkar. Elbette ölüm gelse, baş üstüne geldin demek gerektir.

Hem, mâdem Nur şâkirdlerinden çokları hem malını, hem istirahatini, hem dünya zevklerini, hem lüzum olsa hayatını Nurun hizmetinde fedâ ediyorlar, sen ey nefsim! Neden fedâkârlıkta en geri kalmak istersin.

Hem kat'iyyen bil ki: Çok bîçârelerin hayat-ı bâkiyelerini Nurlarla kurtarmak hizmetinde, fânî ve zahmetli ihtiyarlık hayatını memnuniyetle bırakmağa lüzum olsa veya vakti gelse, râzı olmak gayet lezzetli bir şereftir.

İkincisi: Nasıl ki âciz, zaîf bir adam, bir batmanı kaldıramadığı hâlde on batman yük üstüne yığılmış bulunsa; ve dostları onu çok kuvvetli bilip ona gizli zaafına yardımdan ziyâde ondan yardım istedikleri hâlde; o bîçâre de onların hüsn-ü zannını kırmamak veyâhut kendini çok aşağı göstermemek için gayet ağır ve soğuk olan gösteriş ve tekellüflerle

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.