vurmağa çalışmışlar, hatâ etmişler.
Haricî ve büyük bir düşmanın hücumu zamanında, dâhilî küçük düşmanlıkları bırakmak elzemdir. Yoksa, hücum eden büyük düşmana yardım hükmüne geçer. Bunun için dâire-i İslâmiyede eskiden beri tarafgirâne bir birine mukâbil, muârız vaziyetini alan Ehl-i İslâm o dâhilî düşmanlıkları muvakkaten unutmak maslahat-ı İslâmiye muktezâsıdır. ∗∗∗
► (155) ◄
Azîz, Sıddık, Bahtiyar Kardeşim Süleyman Rüştü!
Seni ve kardeşin kahraman Burhan’ı ve senin iki mübârek, masûm evlâdını ve senin hâne halkını, Risale-i Nur nâmına ve umum şâkirdler hesabına rûh u canımızla sizi tebrik ediyoruz. Böyle kudsî ve dâimî sevâb kazandıracak uhrevî bir hizmete muvaffakıyetinizi, Isparta ve bu memleket istikbâlde alkışlayacaktır. Size çok hayırlı duâları kazandıracak. İnşâallâh, Zülfikàr gibi daha çok emsâline muvaffak olursunuz. Bu acîb şerâit içinde bu fevkalâde muvaffakıyet; hem Zülfikàr’ın, hem sadâkatinizin bir kerâmetidir. Çok mübârek olan senin rüyan ki, emr-i İlâhi ile, Kur'ânı, Hazret-i Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a vermek, Hazret-i Cebrâil’in vazifesinin bir cilvesidir. İşârettir ki, bu hizmetiniz; hem rızâ-yı İlâhiyeye, hem rızâ-yı Peygamberîye (A.S.M.) muvâfıktır. Mu'cizât-ı Kur'âniyeyi, Mu'cizât-ı Ahmediye vâsıtasıyla Ümmet-i Muhammediyeye (A.S.M.) tebliğ etmek mânâsıyla senin rüyan tâbir edilir.
Nasıl, bir küçücük cam parçasında güneşin bir timsâli, ziyâsıyla o elindeki camı tutanla münâsebetdâr olur; bir nev'i muhâbere eder. Öyle de hususî bir tecellî ile, rüyalarda –selef-i sâlihînde bu çeşit rüyalar görülmüş– makbûliyet ve rızâ alâmetidir. Hazret-i Peygamberin (A.S.M.) yanında gördüğün adam da, Nur ve Risale-i Nur şâkirdlerinin şahs-ı manevîsidir. ∗∗∗
► (156) ◄
Vazifemiz, ihlâs ile ve sebat ve tesânüdle ve mümkün olduğu kadar ihtiyat ile (sırran tenevveret) irşad-ı Alevîyi fiilen tasdik etmek, ona göre hareket etmektir. Yoksa, muârızlara mukàbele etmek ve onların hücumundan telâş etmek değil. Muvaffakıyet ve fütûhât-ı Nuriye ve revâc ile intişarı ise, vazife-i İlâhiyedir. Vazifemizi yapıp, vazife-i İlâhiyeye karışmamak gerektir diye hem bana, hem sizin bedelinize tesellî buldum. ∗∗∗
