İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 52 / 267
52

► (029) ◄ Hiss-i Kable'l-Vukû'un Tetimmesi

HİSS-İ KABLE'L-VUKÛ'UN TETİMMESİ

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Risale-i Nurun zuhûru hiss-i kable'l-vukû' ile küllî bir sûrette hissedilmesi gibi; Risale-i Nurun hàs talebelerinin bir kısmının itirafıyla; ve bir kısmının tarz-ı hayatı Risale-i Nur gibi bir hizmete namzedliğini gösterdiği cihetle bu tetimmeyi yazıyorum:

Evet, hiss-i kable'l-vukû', herkeste cüz'î-küllî vardır; hattâ hayvanatta dahi vardır; hattâ rüya-yı sâdıkanın ehemmiyetli bir kısmı, bu hiss-i kable'l-vukû'un nev'indendir; hattâ bazılarda hassâsiyet cihetiyle kerâmet derecesine çıkar. Benim a'sâbımdaki hassâsiyetle yağmurdan yirmidört saat evvelki rutûbet-i havâiye ile yağmurun gelmesini hissetmem, bir cihette hiss-i kable'l-vukû' sayılabilir ve bir cihette sayılmaz.

Ben, Risale-i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz-ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân-ı hayatım gibi, Risale-i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.

Evet; Husrev, Feyzi, Hâfız Ali, Nazîf gibi çok kardeşlerimizin geçen tarz-ı hayatları bu hizmet-i nuriyeye göre bir vaziyet verildiğini onlar hissettikleri gibi; ben de çok hàs kardeşlerimde, hattâ burada aynen, tarz-ı hayatım gibi böyle bir nurânî meyveyi vermek için tanzim edilmiş görüyorum. Hissetmeyen kısmı, dikkat etseler hissedecekler. Ben kendim, bütün hayatımın hàrika kısmını, evvelce “Gavs-ı A'zamın” bir silsile-i kerâmeti telâkki ediyordum; şimdi Risale-i Nurun bir silsile-i kerâmeti olduğu tebeyyün etti.

Ezcümle: Ben hürriyetten evvel İstanbul’a gelirken yolda –bir-iki mühim– ilm-i kelâma ait kitaplar elime geçti: Dikkatle mütâlaa ettim. İstanbul’a geldikten sonra, sebebsiz olarak hem ulemâyı, hem mekteb muallimlerini münâzaraya “Kim ne isterse benden sorsun” diye ilân ettim. Medâr-ı hayrettir ki; münâzaraya gelenlerin bütün sordukları suâller, yolda mütâlaa ettiğim ve hâfızamda kaldığı mes'elelerdi.

Hem, feylesofların sordukları suâller, hâfızamda bulunan mes'elelerdi. Şimdi anlaşıldı ki; o fevkalâde muvaffakıyet ve benim de haddimden çok ziyâde o hodfürûşluk ve mânâsız izhâr-ı fazilet ise, ileride Risale-i Nurun İstanbul’ca ve ulemâca makbûliyetine ve ehemmiyetine zemin hazır etmek imiş.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.