► (160) ◄
Risale-i Nur dâiresinde bulunan ve bilfiil çalışan hocalardan ve Konya hocalarından başka, sâir hocalara, bugünlerde, tashihât yaparken şiddetli bir hiddet bana geldi. Çünkü, arabî okumayan Nur şâkirdlerinin fedâkârları, arabî bilmemesinden sehivler, hatâlar oluyor. Ben de zahmet çektiğimden, hem eski talebelerimden olan hocalara ve kardeşime, hem şimdiki Ankara’da ve İstanbul’daki resmî hocalara bağırarak dedim:
“Ey insafsızlar! Neden hem vazifeniz, hem medresenin mahsulü, hem size farz-ı ayn gibi lüzumu bulunan bu hizmet-i îmâniyede bana yardım etmiyorsunuz. Belki de sizin lâkaydlığınızdan çokların çekilmesine sebebiyet veriyorsunuz. İmâm-ı Ali’nin (R.A.) âhir zamanın bir kısım hocalarına vurduğu tokattan hissedar oluyorsunuz” diye dehşetli bir i'tirâz kalbe gelirken, birden, kalbini bozmayan hocaları müdafaa etmek için üç mânâ ihtar edildi.
Birincisi: Resmen iki büyük merkezde, iki hey'et-i ilmiye, beyânı münâsib olmayan çok esbâba binâen, her vesile ile, hoca kısımlarının Risale-i Nurdan çekilmeleri için çok vâsıtaları istimâl ediyorlar. Memuriyet gibi derd-i maîşet belâsıyla bîçâre hocaları dâirelerine çekip, Nurlardan uzaklaştırıyorlar. Bîçâre hocalar, Nurların kıymetini bilmiyorlar değil; belki derd-i maîşet veyâhut o hey'et-i ulemâdaki büyük hocalara i'timâd edip ve kendi tahsil ettiği ilm-i dinî kendi îmânını kurtaracak derecesindedir zannıyla lâkayd kalıp, ruhsatla amel etmeğe kendine fetvâ buluyor.
İkinci mânâ: Bu kadar dehşetli bir hücum ve tazyîke ma'rûz kalan Risale-i Nur şâkirdlerini, evhâm yüzünden, güyâ Menemen ve Şeyh Said vâkıaları gibi bir hâdisenin ihtimali var diye iki defa imha için, hem perde altında eskiden beri düşmanlarım, hem resmen kanun ve idare ve siyaset cihetinde merhametsiz bir sûrette bazı erkân-ı hükûmetin bizi iki defa hapis ve ittiham etmesi ve resmî ve gayr-ı resmî propagandalarla herkesi bizden ve Nurlardan ürkütmesiyle elbette hassas ve bir derece zaîf hocalara ehemmiyetli bir korku verip bir mazeret olur. Onun için, ekseriyet değil; belki yalnız fevkalâde bir cesâret ve gayret taşıyan bir kısım hocalar, Nurlar dâiresine girip, girmeyenleri de bir derece affettirdiler.
Üçüncü mânâ: Şimdilik te'hir edildi. Bazı hocalar, “Minâre kadar yüksek bir adamı”, hem “Alnında okunacak bir yazı bulunacak” hem “Birden eli bir su ile delinecek” gibi hakikatin perdesi olan teşbihleri hakikat zannetmek bahânesiyle, Nurun bazı ihbarât-ı gaybiyesi, sathî nazarlarına muvâfık gelmiyor.. ona daha yanaşmıyor. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki, bu zamanda Risale-i Nurda, nokta-i istinâd olarak avâm-ı mü'minînin en ziyâde muhtaç oldukları ve Nurda buldukları öyle bir
