İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 198 / 267
198

hakikattir ki; hiçbir şeye âlet olmayacak ve hiçbir garaz ve maksad, içine girmeyecek ve hiçbir şübhe ve vesveseye meydân vermeyecek ve hiçbir düşman ona bahâne bulup çürütmeyecek ve yalnız hak ve hakikat için ona çalışanlar bulunacak; dünya maksadları ona karışmayacak; tâ ki, uzakta olan ehl-i îmân, o hakikate ve sâdık nâşirlerine tam i'timâd edip îmânlarını, zındıkların ve dinsizlerin, din aleyhindeki dehşetli feylesofların i'tirâzlarından ve inkârlarından kurtarsınlar.

Evet, o ehl-i îmân, lisân-ı hâl ile diyecek ki: Mâdem bu hakikati, bu kadar şiddetli düşmanları çürütemediler ve i'tirâz edemiyorlar; ve şâkirdleri, haktan başka onun hizmetinde hiçbir maksad taşımıyorlar; elbette o hakikat, ayn-ı hak ve mahz-ı hakikattir diye bin bürhân kadar bir delil hükmünde îmânını kuvvetlendirir ve kurtarır; ve “İslâmiyette bir hakikatsizlik mı var?” diye daha evhâma düşmeyecekler.

İki defadır, himmeti uzun, eli kısa Abdurrahman Salâhaddin, Asâ-yı Mûsa’yı ve Zülfikàr’ın bir kısmını Câmiü'l-Ezher’e göndermek istemiş, hilâf-ı me'mûl olarak, o lüzumlu ve ehemmiyetli yere bazı esbâba binâen gitmemiş اَلْخَيْرُ فِى مَا اخْتَارَهُ اللهُ kaidesince, belki ben o iki nüshaya bakmadığım ve tashih edemediğim için; o inceden inceye herşeyi tedkik eden ulemâ hey'etine, tam bir tashih gördükten sonra, hem tam Zülfikàr ve Asâ-yı Mûsa beraber olarak gitmek münâsibdir diye kalbime geldi. Belki ehemmiyetli ve ulemânın i'tirâzını celbedecek sehivler içinde var. Onun için, o iki risaleyi, Salâhaddin bana göndersin ki, ben bakacağım. Sonra inşâallâh, hem tam Zülfikàr’ı, hem Asâ-yı Mûsa ile, hem Tılsım Mecmuası ile, ehemmiyetli bir beyânnâme ile beraber göndereceğiz.

Üstadlarımdan birisi olan Mevlâna Celâleddin-i Rûmî’ nin (K.S.) mensûblarından olduğu anlaşılan eczâcı Hacı Abdüllàtîf’in mektûbundan anlaşılıyor ki, bilerek, tam takdir ederek Nurlara hizmet edecektir. Zâten ben bekliyordum ki, Mevlevîlerden bazı Nur kahramanları çıksın. İnşâallâh birisi bu olacak. Ona çok selâm ederim. Hususî mektûb yazmağa hâlim müsâade etmediği için gücenmesinler. Orada, Sabri ve mahdumları ve Nur şâkirdlerine ve başta Hoca Vehbi Hazretleri olarak hocalarına çok selâm eder ve duâlarını bekleriz. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.