► (114) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Geçen mübârek Leyle-i Berâtınızı ve gelecek Ramazan-ı Şerîfinizi tebrik ederiz. Bu sene, Berât Gecesi, Nurcular hakkında çok bereketli ve kerâmetli olduğuna bir emâresini hayretle gördük. Şöyle ki:
Ben, Berât Gecesinden az evvel Asâ-yı Mûsa tashihiyle meşgul iken; bir güvercin pencereye geldi, bana baktı. Ben dedim: “Müjde mi getirdin?” İçeriye girdi, güyâ eskiden dost idik gibi hiç ürkmedi. (Hâşiye) [^12] Asâyı Mûsa üstüne çıktı, üç saat oturdu; ekmek, pirinç verdim, yemedi; tâ akşama kaldı, sonra gitti, tekrar geldi. Berât gecesinde, tâ sabaha kadar yanımda kaldı. Ben yatarken başıma geldi, Allahaısmarladık nev'inden başımı okşadı, sonra çıktı gitti. İkinci gün, ben teessüf ederken, yine geldi; bir gece daha kaldı. Demek bu mübârek kuş, hem Asâ-yı Mûsa’yı, hem berâtımızı tebrik etmek istedi.
[^12]:(Hâşiye) Evet, biz gözümüzle gördük. Evet / Evet / Evet Nureddin / Mehmed / İsmail
∗∗∗
► (115) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Kastamonu Husrev’i ve Süleyman Rüştü’sü olan Mehmed Feyzi ve Emin’in, üstadlarının Kastamonu’daki hayatının bir tarihçesini, hüsn-ü zanla haddimden çok fazla senâlarını tebdil etmeyerek kabûlümün sebebi şudur ki: Bugünlerde Afyon’un büyük memuru, bir çavuşu bana ihanete vâsıta yapıp güyâ teveccüh-ü âmmeyi hakkımda kırarak, tâ bu vilâyet, Denizli, Isparta gibi Nurlara tam sâhib çıkmasın ve Nurlar parlamasın. Gerçi ben tahammül ettim, fakat buranın yeni şâkirdlerinin teessürlerinden müteessirdim. Düşünürken, Mehmed Feyzi’nin bu samîmâne ve âlimâne, hürmetkârâne mektûbu o herifin ve o âmirinin ihanetlerini yüzlerine vurup hiçe indirerek, teessürâtımı tam sildi, süpürdü. Binler derece o iki bedbahttan yüksek olan iki Nurcunun böyle medih ve hürmetleri, onların kanunsuz cebir ve ihanetlerinin aynı zamanda tam tamına tevâfuku; Feyzi ve Emin’in sadâkatlerinin bir kerâmeti olduğuna kanâat ettiğimdir. ∗∗∗
