İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 123 / 267
123

► (080) ◄

Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!

Geçirdiğiniz çok büyük âfeti müş'ir, mübârek efendimiz hazretlerinin, çok ehemmiyetli ve çok kıymetli ve perde altında çok müjdeli lütûfnâmelerini aldık. Herbirerlerinize, hususan bu yangında daha çok tehlike atlatan kardeşlerime, bura ve bu civar talebeleri nâmına büyük geçmiş olsun der ve bu vesile ile dehşetli küfr-ü mutlak yangınının mahallemizi sardığı ve kızıl kıvılcımlarının saçaklarımıza sıçramak üzere olduğu bir hengâmda, umum ehl-i îmân ve hususan Nurcular nâmına, o maddî yangında çocuk Ceylanın ağlamakla medet istemesi gibi, bir manevî Ceylan olarak, o büyük ve çok müşfik Üstada “Medet! Biz yanıyoruz, mahvolduk” diye niyâz eylerim.

Bu Emirdağ yangınında, günün en çok nüfûzuna sâhib, kızıl Rusyadan çıkarak, kızıl ateşler ve kızıl kıvılcımlar saçan ve birer birer dünya şehrinin mahallelerini saran ve ovaları yakıp kavuran, bazı yerlerde de nifâk ve şikàk ateşleri saçarak, kardeşine: “Kardeşini öldür!” diye bağıran ve en nihâyette âlem-i hıristiyaniyeti yakıp, kavurup, harman gibi savurduktan sonra, Âlem-i İslâm mahallesini saran ve evimizin saçaklarına kıvılcımları sıçrayan ve çok büyük ve çok dehşetli bir belâ olan, komünizm ve bu azîm yangında itfâiye vazifesini üzerine alan Risale-i Nura ve Risale-i Nurun günün en büyük mutfîsi, en büyük tahassungâhı ve en büyük melce'i ve penâhı ve onun şahs-ı manevîsinin duâlarının, Bârgâh-ı Ehadiyette kabûl olduğuna, sarîh bir işâret var. Ve âdeta ona hücum edenlere ve etmek isteyenlere karanlık gecede kırmızı diliyle şöyle hitâb ediyor:

“Ey Fahr-i Âlemin gösterdiği doğru yoldan şaşanlar! Dünyanın fânî metâ'larıyla gururlanıp taşanlar; ve ey dünyamıza zararı olur korkusu ile, Nur-u Kur'ândan kaçanlar. Sizler, dünyanızın, uçurumlara gittiği zannıyla, o bâkî ve tatlı sandığınız fânî ve hakikatte çok acı lezzetlerinizin, zevâl bulmak, şedîd ve elîm elem ve ızdırâblara tahavvül etmek üzere olduğunu, tahmin ederek mânâsızca radyoların başına koşuyorsunuz. Bu koşmakta ve bu dedikoduları dinlemekte, ne fâide var?

Zevâl bulucu lehviyât ve lezâizle körleşmiş, bakan gözleriniz... Artık yeter! Biraz hakikati görsün, sağırlaşmış duyan kulaklarınız, biraz hakikati duysun ki, bu acîb ve dehşetli ve hiç misli görülmemiş devirde, hususan ehl-i îmânın çok sarsıntılar geçirdiği ve çok dehşetli düşmanlar karşısında bulunduğu ve küfr-ü mutlak ateşinin mahallemizi sardığı bir zamanda ancak ve ancak, güvenimizin en müstahkem, kavî, yıkılmaz, sarsılmaz tahkîmatı olan Risale-i Nurun nurânî siperlerine ilticâ etmekle ve Onun dâire-i kudsiyesine dehàlet etmekle kurtulacak ve îmânınızı kurtararak,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.