i'dâm-ı ebedî zannettiğiniz ölümü, bir hayat-ı bâkiyeye tebdil edeceksiniz. Ve işte O nurun mübârek tercümânının ve mübârek şahs-ı manevîsinin
اَجِرْنَا وَاَجِرْ وَالِدَيْنَا وَاَجِرْ طَلَبَةَ رَسَائِلِ النُّورِ وَوَالِدَيْهِمْ مِنَ النَّارِ
ve emsâli duâlarının kabûlüyle, şefâatiyle ve hürmetine, benim dehşetli, fakat Cehennem ateşi yanında hiç ehemmiyeti olmayan ateşimden, onun şâkirdlerinin, hàdimlerinin ve risalelerinin muhâfızı bulunan mağazaları, nasıl âzad olmuş, kurtulmuş ise, sizler de o mübârek şâkirdler gibi, o mübârek dâire-i kudsiyeye dehàlet ettiğinizde; dünyevî ve uhrevî dehşetli ateşlerden kurtulacak ve evlâd ve iyâlinizin bir nev'i çobanı olmak hasebiyle, o sevgililerinizi de kurtaracaksınız. Ve herbirerleriniz maddî ve manevî felâh ve saâdete nâil olacaksınız.
Bakıp da görmeyen ve görüp de görmek istemediğinizden, kapadığınız gözlerinizi açınız, görünüz ve azîm tehlikelerin çok yakın olduğunu ihsâs ve telâş ve i'tirâzınızı arttırmaktan başka bir işe yaramayan dünya havadislerini veren, radyo başına değil, ayaklarınızdaki bütün derman ve kuvvetinizle Risale-i Nur başına ve onun neticesi emniyet, selâmet ve saâdet olan nurânî dâiresine koşunuz.” Bizlere de “Ey Nurcular! Allah’ın sizlere ihsân ettiği ezelî lütfuna karşı secdeden başlarınızı kaldırmayınız. Gecenin soğuğuna aldırmayınız. Sizlere lütfunu hiçbir hususta esirgemeyen Rabb-i Rahîme gecenin bu mübârek saatlerinde kalkarak, vazife-i şükrü edâ ediniz. Ve bazıların düştüğü, istikbâli düşünmek derdiyle aklı, maaşı sarsan hâdiseler karşısında titremeyiniz, korkmayınız; Nurun kudsî kerâmeti ve imdâdını müşâhede ediniz.”
Dünya fânîdir, binler sene yaşamak olsa, bâkî olan hayat-ı uhreviyenin yanında, hiç-ender hiç mesâbesindedir. Fakat fânî olmakla beraber, bâkî hayatın bâkî meyvelerini verecek bir mezraasıdır. Fırtınaların şiddeti, havanın dehşeti sizleri sarsmasın, korkutmasın. Bu mübârek mezraaya en mübârek ve nurânî ve verimli ve bereketli olan Nur tohumlarını ekiniz. Zîra eken biçer. Atalarımızdan kalma mübârek bir sözdür.
Ey Nurcular! Sizin hakîki vazifeniz dünyaya bakmak değildir. Farz-ı muhâl olarak dünyaya da bakılsa, bakınız ve görünüz ve zuhûru muhtemel dehşetli yangınlar sebebiyle ve o yüzden karşılaşmanız ihtimali bulunan tehlikeler dolayısıyla kat'iyyen sarsılmayınız, fütûr getirmeyiniz, çalışınız, çalışınız, çalışınız ve kat'iyyen inanınız ki, Nurun şefâati, Nurun duâsı, Nurun himmeti sizleri kurtaracaktır. İşte bu da'vânın şâhidi Emirdağlı Nurcuların dehşetli ateşten zararsız kurtulmalarıdır. Şimdiden umumunuza müjdeler olsun.
Kardeşiniz
Mustafa Osman ∗∗∗
