İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 253 / 267
253

kitabı, hiçbir mecmuayı kabûl etmediğim gibi, yeni yazıdan hiçbir harf bilmediğim için korkmuşlar, bana haber vermemişler ve göstermemişler. Şimdi bir zât, bir mektûb içinde bir sahifesi benimle konuşan bir gazetecinin; fakat dost ve hemşehri bir zâtın mektûbunu gösterdi. Dediler ki: “Çoktan beri senin nâmına bir gazete gönderiyordu, biz korktuk, sana göstermedik.”

Ben de dedim: “O zâta benim tarafımdan çok selâm ediniz. O dostun eski bildiği Said değişmiş, dünya ile alâkası kesilmiş. Hem hasta, hem hususî mektûbu kardeşime de yazamadığımdan o zât gücenmesin.”

Oradaki umum dostlara, hususan Hâfız Emin ve Hâfız Fahreddin gibi kardeşlerimize selâm ve bayramlarını tekrar tebrik ediyoruz. ∗∗∗

► (211) ◄

Risale-i Nurun avukatı ve Aydın havâlisinin Hasan Feyzi’si ve o civarın bir Husrevi kardeşimiz Ahmed Feyzi, üç seneden beri Sikke-i Tasdik-i Gaybî’nin Risale-i Nura verdiği yüzer işâret ile tasdiklerini, tam bir kat'î bürhân olarak hem hadîslerden, hem âyetlerden mânâ ve cifir muvâfakatleriyle Risale-i Nurun şahs-ı manevîsini pek kuvvetli bir sûrette isbât ediyor. Risale-i Nurun şahs-ı manevîsinin bir mümessili olan Nur şâkirdlerinin şahs-ı manevîsine bazı işâret-i hadîsiyeyi, Nurun tercümânına veriyor. Hakikat ise; tercümân, bir derece te'lif itibariyle, o şahs-ı manevînin bir nev'i mümessili olmak itibariyledir. Yoksa haddim ve hakkım değildir ki, ben o kudsî işârete medâr olayım. Her ne ise, ben daha fazla tedkik edemedim. Onun üç buçuk senede ve onun gibi fevkalâde zekî bir kardeşimizin ince tedkîkàtını vaktim ve hastalığım müsâade etse, tedkik ve ta'dilden sonra size gönderip, ya Tılsımlar Mecmuası’nın zeyli veya Lem'alar Mecmuası’na Risale-i Nurun hakkâniyetine bir hüccet olarak yazarsınız. O kardeşimizin Nur avukatı Ahmed Feyzi’nin incir teberrüküne mukâbil, benim nâmıma bir Sikke-i Gaybiye Mecmuası’nı ona gönderiniz ki, incirleri bana dokunmasın. Çünkü bu âhirde kat'iyyen mukàbelesiz hediyeler beni hastalandırdığı çok tecrübelerle pek kat'îleşti.

Hem o kardeşimizin iki mübârek haremi ve muhterem vâlidesinin ve Said ve Nuri nâmındaki evlâdlarının bana yazdıkları samîmî mektûblarına mukâbil hem onlara, hem evlâdlarına çok duâ ediyorum. Öyle bir kahraman Nurcunun öyle hakikatli, muhterem, dindar refîkasının Nurlara fedâi ve hàdim olarak verdikleri masûm evlâdlarını rûh u canımızla Nurun masûmlar dâiresinde kabûl ediyoruz. Ve Mehmed Emin ve Ali Akdağ ve Ahmed Feyzi’ye ve umum kardeşlerimize selâm ve duâ ederiz. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.