beğendirmek ve temeddüh etmek, hodfürûşluk etmek ise; Risale-i Nurun ehemmiyetli bir esâsı olan ihlâs sırrını bozmaktır.
İnşâallâh Risale-i Nur kendi kendine, hem kendini müdafaa ettiği hem kıymetini tam gösterdiği gibi, bizi de ma'nen müdafaa edip kusurlarımızı affettirmeğe vesile olacaktır. ∗∗∗
► (028) ◄
Azîz Kardeşlerim!
Risale-i Nurun zuhûrundan kırk sene evvel, geniş bir hiss-i kable'l-vukû', acîb bir tarzda; hem bende, hem bizim köyde, hem nahiyemizde tezâhür ettiğini şimdi bir ihtar-ı manevî ile kat'î kanâatim gelmiş. Şefîk ve kardeşim Abdülmecîd gibi eski talebelerime bu sırrı fâşetmek isterdim. Şimdi Cenâb-ı Hak sizlerde çok Abdülmecîdleri ve çok Abdurrahmanları verdiği için, size beyân ediyorum:
Ben, on yaşında iken, büyük bir iftihar, hattâ bazen temeddüh sûretinde bir hâletim vardı; istemediğim hâlde pek büyük bir iş ve büyük bir kahramanlık tavrını takınıyordum. Kendi kendime derdim: Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârâne; hususan cesârette çok fazla gösterişin niçindir? Bilmiyordum; hayret içinde idim. Bir-iki aydır o hayrete cevab verildi ki; Risale-i Nur, kable'l-vukû' kendini ihsâs ediyordu. Sen, âdi odun parçası gibi bir çekirdek iken, o firdevs salkımlarını bilfiil kendi malın gibi hiss-i kable'l-vukû' ile hissedip hodfürûşluk ederdin.
Bizim Nurs köyümüz ise; hem eski talebelerim, hem hemşehrilerim biliyorlar ki; bizim köyümüz, fevkalâde gösteriş ve cesârette, ileri göstermek için temeddühü çok severdiler; güyâ büyük bir memleketi fetheder gibi kahramanâne bir tavır almak istiyordular. Ben, hem kendime, hem onlara çok hayret ederdim. Şimdi hakîki bir ihtar ile bildim ki: O masûm Nurslu insanlar, Nurs Karyesi; Risale-i Nurun nuruyla büyük bir iftihar kazanacak; o vilâyetin, nahiyenin ismini işitmeyen, Nurs Köyünü ehemmiyetle tanıyacak diye bir hiss-i kable'l-vukû' ile o ni'met-i İlâhiyeye karşı teşekkürlerini temeddüh sûretinde göstermişler.
Hem, o nahiyemiz olan Hizan Kazasına tâbi İsparit’te, birden bire –meşhûr– “Seydâ” nâmında “Şeyh Abdurrahman-ı Tağî” himmetiyle o kadar çok talebeler ve hocalar ve âlimler çıktılar ki, bütün Kürdistan onlar ile iftihar eder bir şekil aldığı zaman, içlerinde münâzara-i ilmiye ve pek büyük bir himmetle ve pek geniş bir dâire-i ilim ve tarîkat içinde öyle bir vaziyet hissediyordum ki, güyâ rû-yi zemini fethedecek bu hocalardır.
Eski meşhûr ulemâ ve evliyâlar ve allâmeler ve kutublar.. onların medâr-ı bahsi oldukça ben de dokuz-on yaşında iken dinliyordum.
