Lem'alar ile, yazmak ve okumakla meşgul olması ve benim hastalığımın şifâsına o masûmlarla duâ etmeleri, bir merhem gibi hastalığıma ferâh ve hìffet verdi.
Ve Râbian: Yazıda, merhum Âsım’a benzeyen Yakub Cemâl’in hayatta olduğunu; ve hayatta ise Nurlar ile, o güzel kalemi ile hizmet ediyor mu bilemediğim için, çok defa hazînâne ve müteessifâne düşünüyordum. Hadsiz şükür olsun ki; hem hayatta, hem Nurlara hizmette, hem sadâkatte olduğunu gösteren bir mektûbunu aldım, Elhamdülillâh dedim. ∗∗∗
► (091) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Yüz defadan ziyâde, gayet kıymetli bir hakikat-i îmâniye bana görünüyor. Te'lif zamanı tamam olması hikmetiyle, ne kadar çalıştım, o çok ehemmiyetli hakikati avlayamadım. Vâzıhan ifâde ve ihsâs etmek için bekledim, muvaffak olamadım. Şimdi gayet kısa bir işâretle, o çok geniş ve çok uzun hakikatten kısacık bahsedeceğim.
اِنَّ اللهَ خَلَقَ الْاِنْسَانَ عَلٰى صُورَةِ الرَّحْمٰنِ Hadîsi; hem cevâmiü'l-kelimden, hem müteşâbih Hadîslerdendir. Pek büyük ve küllî nüktesi, benim kalbime, Hülâsatü'l-Hülâsa ile Cevşenü'l-Kebîr’i okuduğum vakit zâhir oldu. Ben de, o acîb ve çok güzel nükteyi kaçırmamak için, şifreler, işâretler nev'inden Hülâsatü'l-Hülâsa’nın onyedinci mertebesi olan “Kur'ân lisânıyla şehâdet” ve onsekizinci mertebesi olan “Kâinât lisânıyla şehâdet” ortasında o şifreli işâretleri şöyle koydum:
لااِلٰهَاِلَّااللهُ الْوَاجِبُ الْوُجُودِ الْوَاحِدُ الْاَحَدُ بِلِسَانِ الْحَقِيقَةِ الْاِنْسَانِيَّةِ بِكَلِمَاتِ حَيَاتِهَا وَحِسِّيَّاتِهَا وَسَجِيَّاتِهَا وَمِقْيَاسِيَّتِهَا وَمِرْآتِيَّتِهَا وَبِكَلِمَاتِ صِفَاتِهَا وَاَخْلاَقِهَا وَخِلاَفَتِهَا وَفِهْرِسْتِيَّتِهَا وَاَنَانِيَّتِهَا وَبِكَلِمَاتِ مَخْلُوقِيَّتِهَا الْجَامِعَةِ وَعُبُودِيَّتِهَا الْمُتَنَوِّعَةِ وَاِحْتِيَاجَاتِهَا الْكَثِيرَةِ وَفَقْرِهَا وَعَجْزِهَا وَنَقْصِهَا الْغَيْرِ الْمَحْدُودَةِ وَاِسْتِعْدَادَاتِهَا الْغَيْرِ الْمَحْصُورَةِ
İşte bu kısa şifreyi, yine gayet muhtasar bir şifre ile tercüme ve izâh edeceğim. Bunu Hülâsatü'l-Hülâsa’ya bir hâşiye yapınız.
Evet ben, Hülâsatü'l-Hülâsa’yı okuduğum zaman, koca kâinât, nazarımda bir halka-i zikir oluyor. Fakat her nev'in lisânı çok geniş olmasından, fikir yoluyla sıfât ve Esmâ-i İlâhiyeyi ilmelyakìn ile iz'ân etmek için akıl
