► (074) ◄
Bu vatandaki milletin en büyük kuvveti olan Âlem-i İslâmın teveccühünü ve hamiyetini ve uhuvvetini kırmak ve nefret verdirmek için, siyaseti dinsizliğe âlet ederek, perde altında küfr-ü mutlakı yerleştirmek isteyenler, hükûmeti iğfal ve adliyeyi iki defadır şaşırtıp, der: “Risale-i Nur şâkirdleri, dini siyasete âlet eder; emniyete zarar vermek ihtimali var.”
Hâlbuki, bu memlekete maddî ve manevî bereketi ve fevkalâde hizmeti ve umum Âlem-i İslâma taalluk edecek hakàikı câmi' olduğu, otuzüç Âyât-ı Kur'âniyenin işâretiyle ve İmâm-ı Ali’nin (R.A.) üç kerâmet-i gaybiyesiyle ve Gavs-ı A'zamın kat'î ihbarıyla tahakkuk etmiş olan Risale-i Nurun siyasetle alâkası yoktur. Fakat, küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşilik ve üstü olan istibdâd-ı mutlakı, esâsıyla bozar; reddeder. Emniyeti ve âsâyişi ve hürriyeti ve adâleti te'min eder.
Risale-i Nura, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahânesiyle tecâvüz edilmez. Daha kimseyi o bahâne ile inandıramazlar. Fakat, cebheyi değiştirip, din perdesi altında bazı sâfdil hocaları veya bid'a tarafdârları veya enâniyetli sofî meşreblileri, bazı kurnazlıklar ile, Risale-i Nura karşı iki sene evvel İstanbul’da ve Denizli civarında olduğu gibi istimâl etmeye münâfıklar belki çabalayacaklar. İnşâallâh muvaffak olamazlar.
∗∗∗
► (075) ◄
Kardeşlerim!
Şimdi tam tahakkuk etti ki; resmen bana ihanet ve hakaret etmek, onunla, teveccüh-ü âmmeyi hakkımda kırmak için gizli bir tedbir kurulmuş. Benim bütün dostlarımı –perde altında– soğutmak ve ürkütmeye çalışıyorlar. Hâlbuki, Sikke-i Tasdik-i Gaybî onların bütün propagandalarını zîr ü zeber ediyor.
Gerçi, böyle dinsizlik hesabına bana olan hakaret, bir derece beni sıkıyor; eski Said’den kalma bazı damarlarıma dokunuyor. Fakat Risale-i Nurun hàrika fütûhâtı ve şâkirdlerinin ehl-i hakikat nazarında ve rûhâni ve melâikeler yanında hürmet ve merhametle karşılanmaları, benim şahsıma gelen ihanet ve hakaretlerin sivrisinek kanadı kadar ehemmiyeti kalmaz. O bedbaht ehl-i ihanet, dindarlık cihetiyle, ehl-i din ve ehl-i ulûm-u diniyenin hürmetini kırmak dine bir ihanet olduğu cihetinde, rûhâni ve melâikelerin ve ehl-i îmân ve ehl-i hakikatin nazarında mel'ûn olduğu gibi; binden ancak bir-iki serserinin veya zındığın âferinini kazanırlar.
O bedbahtlar bana hakaret etmekle, güyâ Risale-i Nurun nüfûzunu kırıyor; şahsımı menba' zannedip beni çürütmekle, Risale-i Nur sukùt edecek gibi ahmakàne bir zan ile şahsıma tecâvüz oluyor.
