İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 159 / 267
159

► (116) ◄

Kardeşlerim!

Şimdi tebeyyün etti ki: Beni karakola çağırmak, lüzumsuz bahânelerle beni hükûmete celbetmekte maksad, ihanet ve halkın nazarında ehemmiyetsizliğim ve bana müttehem vaziyeti vermek içindi. Şimdi tahammülüm kalmadı. Mümkün oldukça oraya beni çağırmamak lâzımdır. Ceza hâkimini görünüz. Bana bir da'vâ vekili tarzında bir adamı bulunuz; benim bedelime lüzum olsa karakola gitsin. Yirmibeş sene münzevî bir adam, böyle ihanetkâr insanlarla görüşmek, işkenceli bir azaptır. Ben, sekiz sene, Kastamonu’da, bir tek defa vâlinin ısrarıyla yanına ve iki defa da polishâneye gittim. Burada sebebsiz on defadan geçti. Ben, daha gidemem. Hem, doktordan bir rapor alınız; yoksa, bu şehre maddî ve manevî zarardır.

Husrev’in müdafaâtımda yazılan dört zelzele mes'elesini tasdik eden bu geceki şiddetli dört defa zelzele, bana ve nurlara ve bu memlekete kat'î bir sû-i kasd eseri olarak hükûmet içinde hizmetçime bağırarak bana tahkîrkârâne ihanet ve şetmedip “Git ona söyle” diyen ve kaymakamın emr-i cebrîsiyle “Hasta da olsa buraya getiriniz” bekçilere ve jandarmalara emir veren ve Afyon’un perde altındaki büyük memura dayanan karakol çavuşu, hem Nur şâkirdlerinin şevklerine, hem Nurların burada yazılmasına, hem bana ehemmiyetli sıkıntı vermesinin aynı vakitte, böyle burada görülmeyen bu şiddetli zelzelenin gelmesi gösteriyor ki; Risale-i Nur, bir vesile-i def'-i belâdır; ta'tile uğradıkça, belâ, fırsat bulup gelir.

Nurlara az zamanda çok hizmet eden Mustafa Osman’ın gayet tevâzu'kârâne ve mahviyetkârâne mektûbu, tam onun hàlisâne sadâkatini ve ihlâsını isbât edip onbeş senelik hàslarla omuz omuza geldiğini gösterir. Zâten yazdığı Asâ-yı Mûsa Mecmuası, kuvvetli bir delildir. İşte bu dakikada bunu yazarken, yine hafif zelzele başladı. ∗∗∗

► (117) ◄ Emirdağı Zâbıtasıyla Bir Hasbihâl

EMİRDAĞI ZÂBITASIYLA BİR HASBİHÂL

“Hem insaniyet nâmına istediğim bir hukukuma karşı yapılan, hayretimi mûcib acîb bir muâmelenin sebebi nedir?” diye bir suâlim var.

Birincisi: Bir seneden beri sakladığım şekvâmı vermedim. Şimdi zâbıtanın vâsıtasıyla Ankara makàmâtına vermek üzere bir zâta gönderdik. Dedim: Afyon Emniyet Müdürü insaflıdır. Ona da bir sûret elden gönderdim. Ondan istirahatime dair bir eser beklerken, bil'akis beni sıkıştıran zâtlara yazmış: “Bu güzel yazı onun değil. Kim yazmışsa tahkîk ediniz.” Acaba çok kuvvetli ve ayn-ı hakikat o şekvâyı nazara almayıp

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.