► (124) ◄
Hem meselâ لَوْلاَكَ لَوْلاَكَ لَمَا خَلَقْتُ الْاَفْلاَكَ beyânında “Bu hitâb zâhiren Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a müteveccih ise de, zımnen hayata ve zevi'l-hayata râci'dir.” fıkrası, ta'dile muhtaçtır. Çünkü: Küllî Hakikat-i Muhammediye (A.S.M.) hem hayatın hayatı, hem kâinâtın hayatı, hem ism-i a'zamın tecellî-i a'zamının mazharı ve bütün zîrûhların nuru ve kâinâtın çekirdek-i aslîsi ve gaye-i hilkati ve meyve-i ekmeli olmasından, o hitâb, doğrudan doğruya ona bakar. Sonra hayata ve şuûra ve ubûdiyete onun hesabına nazar eder.
Hem meselâ: Felsefeye temâs eden bazı cümleler, “Mürûr-u zamanla kabuk bağlamış, sonra toprağa inkılâb etmiş, sonra nebâtât husûle gelmiş, sonra hayvanat vücûda gelmiş” gibi tâbirler, icâd ve hilkat-i İlâhî noktasında felsefîdir ki, Risale-i Nurun san'at ve icâd-ı İlâhî cihetindeki beyânâtına münâsib düşmüyor.
Kardeşim Abdülmecîd! Her ne ise, bu küçücük kusurla beraber sen, haşir hakkında, Nurun emsâlsiz hüccetlerinden tam ve mükemmel bir ders alıp, eski Said’in mümtâz bir şâkirdi olduğun gibi; inşâallâh Risale-i Nurun dahi mükemmel bir şâkirdi ve dikkatli bir muallimi olacağına kuvvetli bir hüccettir. Ben müsâid bir vakitte bazı kelimeleri ya ıslah ve ta'dil ederek “Haşir Mes'elesine Bir İzâhlı Hâşiye” nâmında “Lâhika”ya dercetmek için senin gibi Nurdan tam ders alanlara göndereceğim. Sen evlâdlarınla beraber Fuâd, her gün duâlarımda ve manevî yanımda bulunuyorsunuz. Ve senin şimdi vazife-i resmiye cihetiyle çocuklara Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şânı okutmanı bütün rûh u canımla tebrik ediyorum. Bin Bârekallâh derim.
Hem civarınızda, hem memlekette bütün dost ve akrabalara selâmımı tebliğ ediniz. Şimdi Zülfikàr Mu'cizât ve Asâ-yı Mûsa Mecmuaları teksir makinesiyle iki merkezde tab'edilmesinden sen bütün kuvvetinle ve tashih cihetinde güzel kalemin ile ve dikkatli ilmin ile tam alâkadar ol.
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
► (125) ◄
Re'fet ameliyât oldu mu? Ne hâldedir? Merak ediyorum. Ona, çok duâ edildi. Savalı kahraman Ahmed’in kerîmesi Hatice’nin yazdığı Asâ-yı Mûsa Mecmuası’nı kahraman Tahiri, İstanbul’da birisine emâneten bırakmış. O nüsha hanımları Nurculuğa teşvik ettiği için zâyi' olmasın. Muattal kalmışsa, lüzum kalmamışsa bana gönderilsin.
