sıkıntılarıyla ve tarassudlarıyla bende çok şiddetlenmiş. Güyâ ölmeden evvel hayat-ı ictimâiye cihetinde ölmüşüm ki; bu hakikat ve bu sır için hakkımda, hàs kardeşlerim vefât mersiyelerini yazıyorlar.
Hem, buranın havası, benim a'sâbıma pek çok dokunuyor. Bu kışın bir günü, Denizli hapsinin o geçirdiğimiz kış kadar bana ağır geliyor, beni üzüyor.
Evet, nasıl göz, bir saçı kaldırmıyor; aynen öyle de; şimdiki rûhum ve o durum, bir saç kadar sıkletten, ağırlıktan müteessir olduğu hâlde, Risale-i Nurun ve şâkirdlerinin selâmetlerine, onların bedellerine ve yerlerinde dağ gibi ağır tazyîkat ve sıkıntıları memnuniyetle o rûh omuza çeker, tahammül eder ve şâkirâne sabreder diye size kat'iyyen haber veriyorum. Fakat mâdem acz ve zaafım ve teessürâtım çok ziyâdedir, hàs kardeşlerim beni medihlerle yüklerimi ağırlaştırmağa bedel; duâlarıyla ve şefkatleriyle ve himmetleriyle ve acımalarıyla yardım edip, yükümü hafifleştirmek lâzımdır. İnâyet-i Rabbâniyenin bir cilvesidir ki; bu şiddetli merdüm-girizlik hastalığıyla, zâlimlerin tecrid-i mutlaklarını hiçe indiriyor.. beni tâzib etmiyor bir cihette memnun ediyor. ∗∗∗
► (093) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim, Bu Dehşetli Asırda Mükemmel Tesellîlerim ve Vârislerim!
Sizin fevkalâde sa'y ü gayretiniz Isparta ve civarını bir geniş Medresetü'z-Zehrâ’ya ve bir Câmiü'l-Ezher’e çevirdiğine bir delil de, bu defa matbaacıları da hayrette bırakan yazdıklarınız Asâ-yı Mûsa Mecmuası’ndan yirmiden ziyâde mükemmel tevâfuklu nüshalarını bu yarım ümmî kardeşinize göndermenizdir. Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, sizlere, yazanlara ve yardım edenlere herbir harfine mukâbil bin rahmet eylesin ve binler meyve-i Cennet ihsân etsin ve yüzer hasenât defter-i a'mâlinizde yazdırsın, âmîn! Âmîn! Âmîn!
Ben onlara baktım, kalbime geldi ki: Bu kahramanların şimdi de bir mükâfâtları yok mu?
Birden ihtar edildi ki: Onlar, bu mecmuayı yazmakla feylesofları susturan, îmâna getiren kuvvetli bir ders-i îmânîyi en evvel kendi kendine tam okuyorlar, manevî bir hazine kazanıyorlar.
Hem onların nüshaları, pek çokların îmânlarını kurtaracaklar veya îmâna gelecekler. Bir hadîste vardır ki: “Bir tek adam seninle îmâna gelse, sahrâ dolusu kırmızı koyundan daha hayırlıdır.” Hem onlar, bu mübârek kalemleriyle, eski zamanda İslâmiyetin büyük mücâhid kahramanlarının
