Bu defa, niyetlerinde bana ilişmek cezası olarak bu tokat geldi, inşâallâh o niyetten onları vazgeçirdi ve korkutup susturdu.
Kardeşlerim! Sizin zekâvetiniz ve tedbiriniz, benim tesânüdünüz hakkında nasihatime ihtiyaç bırakmıyor. Fakat bu âhirde hissettim ki; Risale-i Nur şâkirdlerinin tesânüdlerine zarar vermek için birbirinin hakkında sû-i zan verdiriyorlar; tâ birbirini ittiham etsin. Belki filân talebe bize câsusluk ediyor der, tâ bir inşikak düşsün. Dikkat ediniz.. gözünüzle görseniz dahi perdeyi yırtmayınız... Fenâlığa karşı iyilikle mukàbele ediniz. Fakat çok ihtiyat ediniz.. sır vermeyiniz... Zâten sırrımız yok; fakat vehhamlar çoktur. Eğer tahakkuk etse, bir talebe onlara hafiyelik ediyor, ıslahına çalışınız.. perdeyi yırtmayınız.
Sizin, hususan Isparta medresesindeki tesânüdünüz, hem Risale-i Nuru, hem şâkirdlerini, hem bu memleketin yüzünü ak etmiş. Ve her tarafta Risale-i Nura çalıştıran ehemmiyetli bir sebeb, tesânüdünüzdür ve şevk ve gayretinizdir. Cenâb-ı Hak, sizleri bu hizmet-i îmâniyede dâim ve muvaffak eylesin, âmîn... Âmîn.
Umum kardeşlerime tâife tâife, birer birer selâm ve duâ; ve duâlarını ricâ ediyoruz.
Said Nursî
Yangın hakkında Üstadımızın yazdığı hakikate kat'î kanâatimiz geldi; gözümüzle gördük.
Osman, Mehmed, Hasan, Ceylan ve yardım eden İbrahim ∗∗∗
► (068) ◄
Azîz Kardeşim!
Senin mektûblarını iyi gördüm. Fakat şimdiki gazeteciler ve baştakiler, hakikatleri tam takdir edemiyorlar. Hem Risale-i Nur, yalvarmaz; onlar yalvarmalı ve aramalı; ve kıymetini takdir edip müşteri olduktan sonra onların yardımını kabûl eder.
Hem, şimdi nazar-ı dikkati Risale-i Nur şâkirdlerine celbetmemek münâsibdir diye düşünüyorum. Fakat yedi sene Harb-i Umumiye bakmayan ve yirmibeş sene gazeteleri okumayan, dinlemeyen bu kardeşinizin fikri, bu mes'elede sorulmaz. Asıl fikir sâhibi, sizler ve Risale-i Nurun hàs şâkirdleri ve müdakkik nâşirleri; meşveretle, hususan Isparta’dakiler ile, maslahat ne ise yaparsınız.
Senin bu güzel mektûbunu “Lâhika”ya yazdık. Risale-i Nurun “Lâhika Risalesi”nde Feyzi ile Emin ehemmiyetli mevki kazanmışlar; acaba ne
