ne kardeşlerine, kim vurduğunu ısrar ettikleri hâlde söylemedi, yani söylettirilmedi. Eğer söyleseydi, habbeyi kubbe yapan münâfıklar, acîb iftiralar edeceklerdi.
Cenâb-ı Hak, ihsân ve keremiyle Nurları ve Nurcuları himâye edip, o hâdise ve o bombanın patlaması bize zarar vermedi. Kat'î kanâatimiz gelmiş ki, bu bir kerâmet-i Nuriyedir.
Hem o adam Nurların bir parçasını okuduğu cihetiyle, onun kerâmetiyle hayatını kurtardığı gibi, ondan aldığı cüz'î bir ders-i hakikat hissiyle, o elîm vaziyetinde ve inatçı tabiatında, yine Nurlara zarar gelmemek için susturuldu. Ne mahkemeye, ne akrabasına söylettirilmedi. Fakat benim yanıma bir defa geldiği ve istikamete söz verdiği hâlde, yanlış hareket ettiği için tokat yedi. Hattâ ittihama ma'rûz olabilir şâkirdin de, kemâl-i sadâkat ve ihlâs içinde bazı lâkaydlıkları yüzünden bir şefkat tokadı yediğini anladık. ∗∗∗
► (203) ◄ "Hüve Nüktesi"nin Âhirinde Bu Parça Yazılacak
“HÜVE NÜKTESİ”NİN ÂHİRİNDE BU PARÇA YAZILACAK
Gördüm ki; âlem-i misâl, nihâyetsiz fotoğraflar ve herbir fotoğraf, hadsiz hâdisât-ı dünyeviyeyi aynı zamanda hiç karıştırmayarak alıyor. Binler dünya kadar büyük ve geniş bir sinema-i uhreviye ve fâniyâtın fânî ve zâil hâllerini ve vaziyetlerini ve geçici hayatlarının meyvelerini sermedî temâşâgâhlarda ve Cennette saâdet-i ebediye ashâblarına da dünya mâceralarını ve eski hâtıralarını levhalarıyla gözlerine göstermek için pek büyük bir fotoğraf makinesi olarak bildim.
Hem Levh-i Mahfûzun, hem âlem-i misâlin iki hücceti ve iki küçücük nümûnesi ve iki noktası, insanın başında olan kuvve-i hâfıza ve kuvve-i hayâliye, mercimek küçüklüğünde iken, hiç karıştırmayarak kemâl-i intizamla içlerinde bir büyük kütübhâne kadar ma'lûmâtın yazılması kat'î isbât eder ki, o iki kuvvenin nümûne-i ekber ve a'zamları âlem-i misâl ile Levh-i Mahfûzdur. Hava ve su unsurlarının, hususan nutfelerin suyu ve hava unsuru toprak unsurunun pek fevkınde daha ziyâde hikmet ve irâde ile ve kalem-i Kader ve Kudret ile yazıldıkları ve tesâdüf ve kör kuvvetin ve sağır tabiatın ve câmid, hedefsiz esbâbın karışması yüz derece muhâl ve hiçbir cihetle mümkün olmadığını Hakîm-i Zülcelâl’in kalem-i Kader ve Hikmetinin sahifesi olduğu ilmelyakìn ile kat'î bilindi. (Mütebâkisi şimdilik yazdırılmadı.)
﴿ سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ ﴾
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
