İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 261 / 267
261

Kürd’e değiştirmediğini isbât eden ve hürmet ve ihtiram görmemek için zarûret olmadan halklarla görüşmeyen ve câmiye gitmeyen ve kırk seneden beri bütün kuvvetiyle ve âsârıyla İslâmiyetin uhuvvetine ve Müslümanların birbirine muhabbetine çalışan ve şedîd düşmanına karşı menfî hareket etmeyen ve hattâ onunla meşgul olmayan, bedduâyı dahi etmeyen ve Türk Milleti Kur'ânın bayraktarı ve senâ-yı Kur'âniyeye mazhar olduğu için o milleti çok seven ve hayatını onların içinde geçiren bir adam hakkında, resmî lisânıyla ihanet için bir propaganda yapmak, dostlarını ürkütmek için “O Kürd’dür, siz Türk’sünüz, o Şâfiîdir, siz Hanefîsiniz” deyip halkları ürkütüp, ondan çekinmeyi ve yirmiiki senede ve iki mahkemede tarz-ı kıyafet değiştirmeğe mecbur edilmeyen ve şapkanın yarı askerin başından kalkmasıyla beraber münzevî bir adama zorla şapka giydirmeğe cebretmesi, hangi kanun buna müsâade eder?

Dokuzuncusu: Çok mühimdir (Hâşiye) [^27] çok kuvvetlidir. Fakat siyasete temâs ettiği için sükût ediyorum.

[^27]:(Hâşiye) İslâm hükûmetlerde Hıristiyan ve Yahudî bulunması ve Hıristiyan ve Mecûsî hükûmetlerde Müslümanlar bulunduğu gösteriyor ki; idare, âsâyişe bilfiil ilişmeyen muhâliflere kanunca ilişilmez. Hem imkânât, medâr-ı mes'ûliyet olamaz. Yoksa herkes bir adamı öldürebilir, herkesi bu imkânâtla mahkemeye vermek lâzım gelir.

Onuncusu: Bu da hiçbir kanun müsâade etmediği ve hiçbir maslahat bulunmadığı, yalnız mânâsız evhâmdan bir habbeyi kubbeler yapmaktan ibaret hiçbir kanuna girmeyen bir taarruzdur. Bu da mesleğimizce bakamadığımız siyasete temâs etmemek için sükût ederek böylece on vecihle kanunsuz muâmelelere karşı yalnız حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ deriz.

Said Nursî ∗∗∗

► (216) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim,

Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki, bu yeni taarruzda ve çok geniş ve çok evhâmlı taarruz, yüzde bire indi. Dünkü gün dört saat mahkemede ifâdemi aldılar. Evvelce size gönderdiğim ifâdenin aynını ve izâhatıyla cevab verdim. Allah Isparta Adliyesinden çok râzı olsun ki, onların buraya lehimizdeki iş'ârı bize çok yardım etti. Yoksa Afyon’daki evhâm ve burada bazı resmîler gizli düşmanlarımıza da yardımları ile pek çok zahmet çekecektik.

Müsâdere ettikleri Kur'ânımızı Diyânet Reisine göndermişler. Biz de İstanbul’a gönderdiğimiz iki cüzler ve baştaki cüz ile beraber, bir mektûb Diyânet Reisine yazdık. “Bunu fotoğrafla tab'etmeğe çalışmak istiyoruz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.