İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 245 / 267
245

hem sabaha kadar bir bekçi o bedbahtın emriyle kapımı bekliyordu. Hem buradaki komşular ve bütün dostlar bilirler ki; ben, işâ namazından sonra, tâ sabaha kadar hiç kimseyi yanıma kabûl etmemişim.

İşte böyle bir iftiraya bir sefîh, ahmak insan; eşek olsa, sonra şeytan olsa, buna ihtimal vermez. O adam anladı, o gibi plânlardan vazgeçti, buradan başka yere Cehennem olup gitti. Onun resmiyet cihetiyle beni değil, belki Nurcuları lekedâr etmek için kurduğu plânı ile, bu yeni hâdiseyi vesile edip şâkirdlere leke sürmek istenildi. Fakat hıfz ve himâyet ve inâyet-i İlâhiye, o plânı da hàrika bir tarzda akîm bıraktı.

Bu beyânla ben nefsimi tebrie etmiyorum, belki “kudsî hizmet-i îmâniye, o nefsi bütün hevesâtından vazgeçirmiş; ve o hizmetteki manevî zevk ona kâfî geliyor” demek istiyorum ve Nurcuların ihtiyat ve dikkate ihtiyaçlarını beyân ediyorum.

Sâniyen: Makine işinde tecrübeli ve muktedir hususî kâtibi size gönderiyorum. Kendim zahmetle yazdığımdan, bundan sonra kısaca yazacağım, gücenmeyiniz.

Sâlisen: Eflani taraflarında hatîb Mehmed’e, Tevfik’e selâm ediyorum, rüyası mübârektir.

Râbian: Bu dakikada Kastamonu Husrevi Mehmed Feyzi’nin tebrik ve Nur fütûhâtının müjdelerini hâvî parlak, güzel mektûbunu aldım; ve o kıymetli kardeşimiz başta olarak Hilmi, Emin, Beşkardeşler, Ulviyeler, Zehralar, Lütfiyeler gibi Nurcu hemşirelerimizin hem leyâli-i aşerelerini, hem bayramlarını rûh u canımızla tebrik ediyoruz. Hem Hulûsî’nin, hem Feyzi’nin mektûblarını leffen gönderiyoruz. ∗∗∗

► (206) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Evvelâ: Nurun ehemmiyetli ve çok hayırlı bir şâkirdi, çokların nâmına benden sordu ki: “Nurun hàlis ve ehemmiyetli bir kısım şâkirdleri, pek musırrâne olarak âhir zamanda gelen Âl-i Beyt’in büyük bir mürşidi seni zannediyorlar ve o kadar çekindiğin hâlde onlar ısrar ediyorlar. Sen de bu kadar musırrâne onların fikirlerini kabûl etmiyorsun, çekiniyorsun. Elbette onların elinde bir hakikat ve kat'î bir hüccet var ve sen de bir hikmet ve hakikate binâen onlara muvâfakat etmiyorsun. Bu ise bir tezâddır, her hâlde hallini istiyoruz.”

Ben de bu zâtın temsîl ettiği çok mesâillere cevaben derim ki: O hàs Nurcuların ellerinde bir hakikat var. Fakat iki cihette bir tâbir ve te'vil lâzım.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.