► (176) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Gerçi şimdi ayrı ayrı kasabalarda kardeşlerimi görüp, Nur hizmetinde bir cihette yardım etmek için, beş kardeşimizin benim için minnetsiz olarak aldıkları otomobil, bir cihette kırkbin lira kadar fâidesi ve lüzumu varken, kabûl etmediğimden zâhirî bir zarar zannedildi. Fakat neticesinde Nur şâkirdlerinin ellerinde kat'î bir hüccet oldu ki; dünya için ilme ve dine zarûret var diye, zarar veren mu'teriz hocaları ve siyâsîleri, Risale-i Nurun yüksek hakikati, dünyanın hiçbir menfaatine tenezzül edip âlet olmadığını kat'î bir sûrette bu hâdise ile bir hüccet olarak onları ilzam etmesine kuvvetli bir sened olan hàrika kerâmetinden daha kuvvetli bir bürhân hükmüne geçti. Hattâ çok evhâm eden ve Nurdan kaçan ve Nurun dünyanın hiçbir şeyine tenezzül etmediğine inanmayan, bir kısmı, şimdi kemâl-i teslîmiyetle Nurların hakikatine ve herşeyin fevkınde olduğunu teslîme mecbur oluyor. Demek o zararı da, İnâyet-i Hak, hakkımızda ehemmiyetli bir rahmete çevirdi.
Hâşiye: Otomobil satıldıktan sonra yine onun fiatından üçbin lira Emirdağ’ına gönderilmişti ki, Risale-i Nurun hizmetinde sarf edilsin... Ben de telgraf havâlesiyle, sâhiblerine gönderdim. Bugün işittim ki, bu hâdiseyi dost memurlar muârızlara karşı demişler: “Üçbin-beşbin liraya tenezzül etmeyen bir adam, bu zamanda en ziyâde i'timâd edilebilir bir adamdır ki, hiçbir şey onu alâkadar etmiyor.” ∗∗∗
► (177) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Bütün rûh u canımızla geçmiş rahmetli ve bereketli ve kerâmetli ve yağmurlu Mi'râc-ı Şerîfinizi tebrik ve emsâl-i kesîresiyle müşerref olmaklığınızı Rahmet-i İlâhiyeden niyâz ediyoruz. Ve bu sene aynen geçen sene gibi, Mi'râc gecesinden evvel, gecede, hiç emsâli görülmemiş bir tarzda yağmurun gelmesi ve Mi'râc gecesi ve gündüzünde devam etmesi, kâinât ve anâsır bu mübârek geceyi alkışladığına bir alâmet olduğu gibi, Zülfikàr ve Asâ-yı Mûsa’nın fütûhâtlarına –hususan resmî dâirelerde– bir emâresi olduğuna kanâatimiz kat'îdir. Ve bu mübârek gecenin yarısına kadar şiddetli ve çalışmağa bir derece mâni bir rahatsızlık ve sancı birdenbire zâil olmaları bana kanâat verdi ki; bu mübârek gecede kardeşlerim sıhhat ve âfiyetim için duâları, hakkımda, makbûliyetinin eseri olduğuna ve o gecenin bir mikdarında ziyâde hastalık cihetiyle herbir saati on saat kadar sevâblı bulunmasını bir nev'i manevî müjde aldım; Allah’a şükrettim. “Erhamürrâhimîne hadsiz şükür olsun” dedim.
