İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 170 / 267
170

► (137) ◄

Câmiü'l-Ezher ulemâsına gönderilen iki nüsha benim tashihimden geçmemiş olduğundan, bazı harekeler ve arabî kelimelerde sehivler elbette vardır. Hususan âhirdeki arabî “Hülâsatü'l-Hülâsa” harekelerinde İlm-i Nahivce, başka nüshalarda müteaddid sehivler gördüm. Onun için, tam arabî hocalarının tedkikinden geçmiş birer nüsha Asâ-yı Mûsa (Hâşiye) [^14] ve Zülfikàr’dan, münâsib gördüğünüz zaman Câmiü'l-Ezher’e göndermekle beraber; onlara yazınız ki:

[^14]: (Hâşiye) Yanımda bulunan ve noksan tashihimden geçen bir Zülfikàr'la bir Asâyı Mûsa'yı size gönderebilirim. Tam bir mukàbeleden sonra, siz isterseniz kendi nüshalarınızı Mısır'a gönderirsiniz.

Nur Risalelerinin Medresetü'z-Zehrâ’sı, Câmiü'l-Ezher’in şefkatine çok muhtaç bir mahdumudur, bir talebesidir; şiddetli düşmanların hücumuna hedef olmuş bir şâkirdidir; ve bütün medreselerin başı ve Âlem-i İslâmı dâima tenvir eden o büyük Câmiü'l-Ezher’in küçük bir dâire ve şûbesidir. Onun için, o àlî-kadr üstad ve müşfik peder ve hamiyetkâr mürşid-i a'zam, bîçâre evlâdına ve şâkirdlerine tam yardım etmesini onların ulüvv-ü himmetinden bekliyoruz. O pek büyük üstadımıza takdim edilen iki kitab ise, bir talebe, dersini ne derece anlamış diye akşamda babasına ve üstadına yazıp vermesi gibi; o iki dersimiz, o şefkatli allâmelerin nazar-ı müsâmahalarına arzedilmiş.. diye bu mektûbu yazarsınız. ∗∗∗

► (138) ◄

Pek çok alâkadar olduğum ve Risale-i Nurun gayet ehemmiyetli bir merkezi ve az zamanda pek çok Nur işini gören Denizli Husrev’i ve gayet ciddi ve sâdık rüfekaları, hususan hâkim-i âdil ve Muharrem ve Hâfız Mustafa vesâirenin nâmına bayram tebrikiyle, Hasan Feyzi’nin şiddetli ve tehlikeli hastalığını beyân eden bir mektûbu, çok ehemmiyetli bir kardeşimiz olan Muharrem’den aldım. Kanâat-ı kat'iyyem geldi ki; Hasan Feyzi, aynen şehîd Hâfız Ali (Rahmetullâhi Aleyh) gibi, benim musîbetimin kısm-ı a'zamını kendine alıp manevî bir fedâkârlık eylemiş. Hâfız Ali, benim bedelime birkaç emâre ile berzaha gittiği gibi, bu Hasan Feyzi de aynı hastalığım zamanında, aynı vakitte, aynı müddette, aynı tarzda, aynı sıkıntılı dışarıya çıkmamakta tevâfuku, kuvvetli bir emâredir ki; bana çok acıyan ve şefkat eden o kardeşimiz, ma'nen hastalığımı kısmen kendine aldı. Bu dört cihetle tevâfuk içinde yalnız bir fark var. Benimki zehirden, tesemmümden; onunki soğuktan gelmiştir. Elbette Hastalar Risalesi bizim bedelimize onu tesellî edip iyâdetü'l-marîz gibi keyfini sormuş ve hastalıktaki büyük sevâblar ve sıkıntılarını sürûra kalbetmiş. Cenâb-ı Hak, şifâ-i âcil ihsân eylesin, âmîn! ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.