İkincisi: Hattâ ben, fakir ve muhtaç olduğum ve zâhid ve sofu ve riyâzetçi olmadığım ve büyük bir şeref ve haysiyet ve hânedânlık haysiyetinden, şân ü şerefinden hissedar olmadığım hâlde, tarihçe-i hayatımda yazıldığı gibi, küçükten beri halkların mallarını, hediyelerini kabûl edemiyordum; ihtiyacımı izhâra tenezzül edemiyordum. Beni bilenler gibi, ben de çok hayret ederdim. Şimdi hàssaten birkaç sene zarfında anlaşıldı ki, Risale-i Nurun dehşetli bir mücâhedesinde, tama' ve mal yüzünden mağlûb olmamak ve i'tirâz gelmemek için o hâlet-i rûhiye bize ihsân edilmişti. Yoksa düşmanlarım, o cihetten büyük bir darbe indirecektiler.
Hem ezcümle: Eski Said siyasette çok ileri gittiği hâlde, Yeni Said de tarafdâr bulmak için çok muhtaç olduğu zamanda bütün insanları meşgul eden bu beş-altı senedeki beşer tûfânları, siyaset fırtınaları içinde kat'a ve asla beni meşgul etmedi ve merakla mağlûb etmedi ve beş sene, bilmeyi merak etmedim.
Beni bilenler gibi, ben de bu hâle çok hayret ederdim. Hattâ kendi kendime derdim: “Acaba ben mi divâne olmuşum ki, bütün dünyayı kendiyle meşgul eden bu hâdisâta bakmıyorum, ehemmiyet vermiyorum. Yoksa insanlar mı divâne olmuşlar?” diye hayret içinde idim. Şimdi hem manevî ihtarla, hem mezkûr hiss-i kable'l-vukû' ile, hem meydândaki Risale-i Nurun galebe ve serbestiyeti ile tahakkuk etti ki: Risale-i Nurdaki hakikat-i ihlâs, rızâ-yı İlâhîden başka hiçbir şeye âlet ve tâbi olamaz ve Kur'ândan başka hiçbir nokta-i istinâdı olmadığını isbât etmek için o acîb hâlet-i rûhiye verilmiş.
Said Nursî ∗∗∗
► (30) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Meyve’nin Dördüncü Mes'elesi’ndeki bir hakikatin izâhını eski Said’in âfâka bakmak damarıyla ve bana hizmet eden kâtibin Ramazan başlarında bayram alâmetini şarkta bir hâdisenin te'siriyle heyecanla demesi.. ve bu Ramazan-ı Şerîfteki kıymetdâr vakitleri radyonun mâlâyaniyâtıyla zâyi' etmemesi için ma'nen kalbime kaç defa ihtar edildi ki; o geniş ve karışık fırtınalı hakikatin kısaca zararlarını beyân eyle.
Ben de gayet muhtasar bazı işâretler nev'inde, Risale-i Nur şâkirdlerinin meraklarını ta'dil etmek niyetiyle beyân ediyorum. Fakat hem mes'ele çok geniş, vaktim de dar, hâlim de perîşan olmasından, anlamasında zahmet çekeceksiniz, zekâvetinize güveniyorum.
Meyvenin o Dördüncü Mes'elesinde denilmiş ki:
“Dünya siyasetine karışmadığımın sebebi; O geniş ve büyük dâirede vazife az ve küçük olmakla beraber, câzibedârlık cihetiyle meraklıları
