hâldedirler? O ehemmiyetli mevkie muvâfık vaziyete muvaffak oluyorlar mı? Kederleri yok mu?
Hem, hapishânede hakikaten merdâne ve fedâkârâne istirahatime çalışan ve on sene şahsıma hizmet kadar beni minnetdâr eden Taşköprülü Sâdık ve Hilmi ve İhsân ne hâldedirler? Ve o civarda, hususan İnebolu’daki kardeşlerimi unutamıyorum; beni merak etmesinler. Risale-i Nurun –bazı ara sıra– bazı yerlerde tevakkufuna mukâbil, pek te'sirli ve ehemmiyetli bir tarzda perde altında fütûhâtı var. Telâş etmesinler; ihtiyat ile beraber sebat, metânet ve yazıda devam etsinler.
Umuma binler selâm ve duâ ediyoruz. ∗∗∗
► (069) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Sizleri, birinci vazife-i Nuriyeyi, Asâ-yı Mûsa’ya ait hizmete başlamanızı tebrik ve Isparta’nızı, diyânette ve âdâb-ı İslâmiyede geri değil, ileri gitmesini rûh u canımızla tahsin ve tebrik ediyoruz.
Sâniyen: Denizli’nin Husrevi Hasan Feyzi’nin Risale-i Nur hakkında ve Risale-i Nurun aslı ve esâsı ve mâdeni olan hakikat-i Kur'âniye ve sırr-ı îmân ve Nur-u Ahmedî ta'rifinde yazdığı manzûm fıkrası, içinde tam bir samîmiyet ve metîn bir kanâat-ı îmâniye bulunduğundan; hem herşeyi çabuk kabûl etmeyen ve delilsiz teslîm olmayan âlim, hususan muallim olduğu hâlde Risale-i Nurun hakkâniyetini hem kendi nâmına, hem etrafındaki rüfekasının şahs-ı manevîsi hesabına bir derece fevkalâde, hàlisâne ta'rif etmesinden Sikke-i Tasdik-i Gaybî âhirinde, “Lâhika”dan alınan parçaların sonunda yazılmasını, hem ayrıca “Lâhika”da da kaydedilmesini ve Halîl İbrahim’in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnâmesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî’nin arkasında yazılmasını münâsib gördük ve burada da öyle yaptık. Çünkü bu kadar kuvvetli ve samîmî bir kanâat, Sikke-i Gaybî’deki îmâlar nev'inde hakkâniyetine bir îmâ, bir emâre olabilir.
Sâlisen: Hasan Feyzi’nin mektûbunda bahsettiği bütün oradaki kardeşlerimize pek çok selâm, tebrik ediyoruz. Hapishâneleri bir Dershâne-i Nuriye olduğu gibi, İnşâallâh Denizli Vilâyeti de bir nev'i Medresetü'z-Zehrâ hükmüne geçecek. Ve çokların yüzünü ak eden ve nuru zulümlerden kurtarmağa çalışan ve nurun şâkirdlerinin herbirisine ona hediye edilen risalelerden ziyâde hediye vermiş hükmünde ma'nen bizlere hediyesi var. Bu nurun tebriki umum ona minnetdâr olanların hâtıralarıdır. Yüzer misli mukâbili alınmış bir hâtıra-i adâlettir.
