Hem, Hâfız Ali’nin (R.H.) vefâtından sonra hapiste onun yerinde bana hizmeti, her vakit, onu benim hâtırıma getiriyor. Merhum Lütfi’nin ehemmiyetli vârislerinden Abdullâh Çavuş, kahraman Tahiri ile, Atabeyi, Nurs karyem hükmüne getirmişler. İslâmköylü Abdullâh, Hâfız Ali (R.H.) zamanında Risale-i Nura çok hizmet etmiş. Onlara umumen selâm ediyorum. Mübârek Tahiri’nin küçücük bir Medrese-i Nuriye hükmünde hânesindeki mübâreklere duâ ediyorum. Yeni bir Hâfız Ali (R.H.) nümûnesini gösteren ve Milaslı Halîl İbrahim’in sadâkatini andıran İslâmköylü Halîl İbrahim ve orada ona benzeyen kardeşlerime de pek çok selâm ve bilhassa Isparta’da kahraman Rüştü’nün kahraman kardeşi Burhan bizi çok minnetdâr ettiğini ve az bir işle bize ve Risale-i Nura pek çok iş gördüğünü söyleyiniz. Zâten sana şifâhen söylemiştim, unutma, hususî Zekâi’yi de gör ve de ki: Cenâb-ı Hakk’a şükrediyorum. Yine Zekâi nâmında ve sûretinde biraderzâdem Abdurrahman’ı yine bana verdi. Daha şifâhen söylediklerimi sen bilirsin, sen benim mektûbumsun. ∗∗∗
► (049) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Sizin bu defa neş'eli, güzel mektûblarınız, Risale-i Nurun serbestiyeti ve matbaa kapısıyla intişarı hakkında beni çok mesrûr eyledi ve kahraman Tahiri’nin yine bu ehemmiyetli işte çalışması için buraya gelmesi, beni şiddetle dünyaya bakmağa sevk etti. Kalben dedim: Mâdem kardeşlerim bu derece istiyorlar, çaresini arayacağız. Gecede kalbime geldi ki: İki ehemmiyetli sebebden inâyet-i İlâhiye tam serbestiyet ve eski harflerle tamamını tab'etmek tam müsâade etmiyor.
Birinci sebeb: İmâm-ı Ali’nin (R.A.) işâret ettiği gibi, perde altında her müştâk, kendi kalemi ile veyâhut başka kalemi çalıştırmasıyla büyük bir ibâdet ve âhirette şehîdlerin kanıyla râcihâne muvâzene edilen mürekkeb ile mücâhede hükmündeki kitabetle envâr-ı îmânı neşretmektir. Eğer tab'edilse, herkes kolayca elde ettiği için, kemâl-i merakla ona çalışamaz, bilfiil neşrine hizmet vazifesini kaybeder.
İkinci sebeb: Risale-i Nurun mühim bir vazifesi, Âlem-i İslâmın ekseriyet-i mutlakasının yazısı ve hattı olan hurûf-u arabiyeyi muhâfaza etmek olduğundan, tab' yoluyla işe girişilse, şimdi ekser halk yalnız yeni hurûfu bildikleri için, en çok risaleleri yeni hurûfla tab'etmek lâzım gelecek. Bu ise, Risale-i Nurun yeni hurûfa bir fetvâsı olup şâkirdleri de o kolay yazıyı tercih etmeğe sebeb olur. Onun için, şimdiye kadar pek çok müstehak ve lâyık iken, Risale-i Nura serbestiyet verilmemişti. Lillâhi'l-Hamd, şimdi hakikatlerinin kuvvetiyle serbestiyeti kazandı. Hattâ eski harfle tab' yasak iken, Âyetü'l-Kübrâ’yı bize teslîm ettirip bir kerâmet-i ekber gösterdi.
